Cuma, 24 Kasım 2017
.
10
Eskişehir
.
Esin Erdönmez

Dr. Esin'in Yol Maceraları : Fındık Köyünü Duymayan , Görmeyen Kalmasın

Bu hafta Friglerin en batıdaki izlerini sürmeye ne dersiniz? Yine bir haftasonunda şehre sığamayan ben yollara düştüm. Ah şu kahverengi yol tabelaları yine beni benden aldılar.Hep görüpte gitme fırsatımın olmadığı Eskişehir’le Kütahya arasındaki Frig vadileri tabelasından girdim.

Önce Akpınar  köyünü geçiyorsunuz .Burada doyumsuz bir Porsuk Baraj Gölü manzarası var.Sabuncupınar istikametinde 13 km kadar gittiğinizde solunuzda sizi hayran bıraktıran Frig vadisinin ilk  bölümünü görüyorsunuz.Frigler Trakya dan boğazlar yoluyla Anadolu ya gelmişler.Yani Balkan kökenli oldukları biliniyor.Yerleşik hayatı sevmişler ve kendilerine hep kalıcı yaşam alanları yapmışlar.Buradaki oyulmuş mağaralar bildiğiniz salon , salomanje yani kocaman. İçindeki duvarlara eşya koymak için küçük nişler açılmış.Friglerin çivisiz,geçme usulde ahşap mobilya yapımı konusunda oldukça iyi oldukları biliniyor demek ki mobilyaları yapıp bu mağaralarda manzaraya karşı oturmuşlar diye hayal ediyorum.Ben de vadi manzarasında karşısında oturup termostaki çayımı içiyorum.Tam bu noktadan Seydiköy’e yol ayrılıyor. Tabi ki orayı da görmeden olmaz.Köye girdiğimde köyün büyüklüğüyle bağdaştıramadığım dev bir cami var.Önündeki çeşmede iki oluktan durmaksızın buz gibi  Türkmen Dağı’nın suları akıyor.Yeni caminin hemen arkasında 1953 yapımı çok şirin bir cami mevcut.Ben oradayken tam ikindi  saatiydi  namaza girmeye hazırlanan köyün yaşlıları için alışılmadık ziyaretçi olduğum aşikardı.Ama yine de” yeni cami yi çek, yeni camiyi çek “ diye   söylediler.ihtişam duygusunun verdiği hazzın  hangi yaşta olunursa olunsun insanlara iyi geldiğini düşündüm.Avlusunda üç tane devşirme(başka bir tarihi mekandan getirilerek orada kullanılmış) sütunun taşıdığı büyük bir asma dikkatimi çekti.Friglerin yasadığı yerlerin sırayla Romalılar ve  Bizanslılara ev sahipliği yaptığı düşünülürse de mermer sütunların kaynağını hala merak etmekteyim.Köyün sırtını dayadığı tepelerin yamacı, jeolojik katmanların seyri açısından çok güzeldi.Seydiköyden geriye dönüp Sabuncupınar a gittim.Burası oldukça büyük bir köy ,zamanında Nahiye iken adıda Armuteli imiş.Köyün çeşmesinden akan suyunun güzelliği, buranın adının değişmesine sebep olmuş. Rivayete göre köyde konaklıyan bir yabancı kaldığı sürece cildindeki hastalıktan kurtulmuş.Sabuncupınar içinden  tren yolunun geçtiği  yerlerden iri .Ulaşım her zaman gelişme ve medeniyeti beraberinde getirir.O yüzden çevre köylere nazaran daha gelişmesinin sebebi  tren yolu ve istasyon diye düşünüyorum. O dönemdeFransızların yaptığı  istasyon binası halen kullanılıyor.Birde hükümet binası var.2014 yılında Kütahya il özel idaresi tarafından restorasyonu yapılmış ve Frig evi adıyla bölgeyi ziyarete gelenler için7  odalı 14 yataklı harika bir konaklama yeri olmuş.

Burada oda numarası yok.Bütün odaların isimleri Frigya ‘da önemli mekanlar,şehirler ve kavramlardan esinlenerek konulmuş. Frig Evi yöneticisi Mürvet hanımla kahvemizi içip yola çıktık.Fındık köyünü duymayan görmeyen kalmasın diyerek 3 km ileride FINDIK KÖYÜ ne geldik.Şirin mi şirin düşlerdeki gibi, kenarından dere akan köyün bitimindeki  köprüyü hemen geçince, solda iki kayanın arasından girip yukarıya doğru çıkıyorsunuz.Tepeye tırmandığınızda Friglerde  kale denilen alana geliyorsunuz.Oldukça sağlam kalmış kayanın içinde muhtemelen üç kişiye ait oyukların bulunduğu kaya mezarı var .Bu bölgedeki  en güzel şey neydi biliyormusunuz ; frig yolunun izleri…o zamanlar kullanılan atlı arabaların tekerlek izleri ile oyulmuş gerçek yollar.Bir zamanlar bir yanardağ olan Türkmen dağının püskürttüğü lavlarla oluşan yumuşak kayalar sayesinde  oyulmuş mağalar , peri bacalarıyla harika görsellik sunan bir yer.Boylu boyunca buradaki vadiyi de gezmek çok keyifliydi hele birde kaleden aşağı inip derenin sesini dinlemek ise  paha biçilemez.

Bir haftasonu daha Friglerin izinde giderken çok keyifli geçti.Fındık köyü nü mutlaka görün diyorum ve Sağlıkla kalın , hoşçakalın ama illaki benimle kalın.