Gazeteci Gözüyle, Özge Zaim Sarıoğlu'nu ağırladı

 Keyifli geçen sohbetimizden işte size aktaracaklarımız;

 Eskişehir basınının genç ve başarılı isimlerinden birisiniz. Kendinizden bahseder misiniz?

 29 yaşındayım.  Mersin Üniversitesi- İletişim Fakültesi- Gazetecilik bölümü mezunuyum.    Gazetecilik bölümü okumamdan dolayı öğrencilik hayatım boyunca da çeşitli gazeteler de staj deneyimim oldu. İlk olarak 3. sınıfa giderken mesleği yakından tanımak için ve o dönemlerde (ki şimdi hiç sevmediğim bir alan)magazin muhabirliğini merak ettiğim için Midas Gazetesi- Papyon Dergisi’nde kısa bir süre çalıştım. Ardından 4’üncü sınıfa geçtiğimde zorunlu staj şartı koydular. Bir aylık.  Staj deneyimimi de Sakarya Gazetesi’nde gerçekleştirdim. Tabi yıllar çabuk geçti. Bir baktım ki okul bitmiş. Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken evde boş oturacağıma en azından işi öğreneyim dedim.  O zaman Hürriyet’in eki olarak Eskişehir Hürriyet Gazetesi çıkıyordu.  Tahminim 2011 yılları olması gerekiyor. Stajyer aranıyormuş. Bir arkadaşım vasıtasıyla orada başladım.  Bir ayı geçen bir zaman orada muhabir arkadaşlara yardımcı olmaya çalıştım. Tabi bu anlattıklarımın hepsi staj dönemim oluyor. Benim staj serüvenim baya uzun geçti. Bu süre zarfında da İstikbal Gazetesi’nde muhabir eksikliği varmış. DHA şefimiz Eyüp Kelebek abimiz sağ olsun, Murat Taşkın’ı aradı.  Anlattı. Onlar da Eyüp abinin tavsiyesi üzerine beni işe aldılar. 2011 yılı sonundan itibaren de İstikbal Gazetesi’nde çalışıyorum. Gazetemizin tabi bende ayrı bir yeri var. Kadrolu olarak işe girdiğim ilk yer ve hala devam ediyorum. Ve Eyüp abiden sonra da Murat abiyle çalışmak hem bana çok fazla deneyim ve iş tecrübesi kattı hem de mesleği sevmeme neden oldu.

 Mesleğe başlamaya nasıl karar verdiniz?

Aslında karar vermedim. Hayat oraya savurdu diyeyim. Ama şöyle bir ayrıntım var. Lise yıllarımdan beri gazetecilik okumak çok istedim. Bir şekilde oldu. Üniversiteden çoğu arkadaşım şu anda bu işi yapmıyor. Nadir yapanlardan biriyim. Okuduğum bölüm itibariyle bu mesleğe başladım ve devam ediyorum.  Çok istedim, oldu.

 Bir kadın olarak bu mesleğin zorluklarını yaşıyor musunuz?

 Zaman zaman zorluklarını yaşadığım gibi kolaylıklarını da yaşıyorum aslında. Duruma hep olumsuz bakmamak gerekiyor. Zorluklarına bakacak olursak asayiş muhabirliği yapan kadın sayısı yok denecek kadar az. Hatta yok. Çünkü gece geç saatlerde her habere gitme zorunluluğu kadınlarımızı korkutuyor. Eğer bunu yapan varsa da bu kadın için gerçekten çok zor.  Çünkü her ortama girmek ve orada bulunmak kadın için kolay değil. Öte yandan evli ve çocuğu olan kadınlarımız için de bu meslek zor olabilir. Benim de kızım var ama çok şükür benim gazete yöneticilerim bu konuda toleranslı. İş saatleri bakımından giriş ve çıkışları belli olmayan ve ailelerini mahrum bırakmak zorunda kalan kadınlarımızın sayısı çok fazla. Kolay yanı ise erkeklerin giremediği her ortama kadınlarımız rahatlıkla girebiliyor. Kadınlar daha ince bir mizaca sahip olmasından mıdır bilmem kendilerini daha kolay anlatabildiğine inanıyorum.  Mesela bir sokak röportajını erkeklere değil kadınlara yaptırmaları bana göre bundan kaynaklı.

 Son zamanlarda farklı hayatları okuyuculara ulaştırıyorsunuz. Zor hayatları kaleme alıyorsunuz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Evet. Ben bu hayatları yazarken karşılaşacağım tepkileri de göze alıyorum. Aslında toplumumuzun bakış açısını da biliyorum. Destekleyenler olduğu kadar tepki gösterenler ya da küçümseyenler de çok oldu. Ben ilk olarak bir travestinin hayat hikayesini anlatmıştım bir röportajımda…  Bu bir riskti bana göre…  Çünkü yazarken sözcüklere öyle dikkat etmem gerekiyordu ki hem yaptığım kişinin tepkisini çekmemem hem de toplumun tepkisini çekmemem gerekiyordu.  Öyle yumuşak bir dile anlattım ki sonra destekleyenler arttı. Çünkü düşüncelerini benimsesek de benimsemesek de onlar da bu hayatın bir yerlerin de var. Aynı dünya da aynı nefesi alıyorsak farklı hayatlara da dokunmamız gerekiyor. Özellikle gazetecilerin bence olandan ziyade sıra dışı ve görünmeyen hayatlara yönelmelerini ve evet onlar da buradalar siz görseniz de görmeseniz de demeleri gerekiyor. Ben bunu yapmaya çalıştım. Travestinin ardından bir lezbiyenin hayatını anlatmıştım.  Ve ertesi günü herkes ağlayarak okuduğunu söyledi. Bende şunu anladım. Basın kişiyi nasıl verirse okuyucu öyle alıyor.  Benim kullandığım sözcükler de sert ifadeler ve yargılayıcı hükümler olmadığı için insanlara dokunmuş.  Ötekileştirilen o insanlara karşı kesin hükümler bir nebze de olsa kırıldı benim anlattıklarımla…   Benim amacım da oydu aslında... Ve amacıma ulaşarak olumlu tepkiler aldım.  Tepki gösterenler de olmadı mı mutlaka oldu. Ancak hep şunu düşündüm. Röportajımı görüp, merak edip baştan aşağı okuduktan sonra tepkilerini dile getirdiler. Tepki gösterenler aslında ilk merak eden kişilerdi. Bunu da gözlemledim ve gülümsedim içimden...

Son olarak mesleğe ve Eskişehir Basınına dair neler söylemek istersiniz?

Genç arkadaşlarımızın bu mesleği yapmalarını isterim ama gerçekten gazeteci olmak isterlerse… Yoksa para kazanmak için yöneleceklerse hiç başlayıp zaman kaybetmesinler. Çünkü bu meslek seviyorsan kahrı çekilecek türden… Eskişehir basınının da güçlü olduğunu ve istenildiği zaman kentin siyasi karakterlerini belirleyen perde arkasındaki asıl unsur olduğunu düşünüyorum. Örneğin şu anda kenti yöneten siyasi aktörler kim ise bunda basının ve medyanın etkisi yüzde doksandır.  Teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.