Cumartesi, 21 Ekim 2017
.
22
Eskişehir
.
Orhan Durmuş

Kan damlayan demokrasi: 15 Temmuz!

Değerli okurlar, Bu gün sizlere, 15 TEMMUZ 2016’daki hain darbe girişiminin yıldönümünden ve Türkiye’ye dair yapılan kaos planlarından bahsedeceğim.

İŞİN GÖRÜNEN KISMI

Bilindiği gibi, TSK içindeki FETÖ unsurları, 15 Temmuz 2016’da halkın P oyuyla seçilmiş olan hükümete karşı darbe teşebbüsünde bulundu ve neredeyse Türkiye’yi iç savaşa sürükleyip, dış ülkeler tarafından işgal edilme bahanesi üretiyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan inisiyatif alarak, milleti demokrasiye ve ülkeye sahip çıkmaya çağırdı. Milletimiz yeni bir destan yazdı. Yeni bir “Kurtuluş Savaşı” yaşadık, var olma mücadelesi verdik. Maalesef acıları içimizi yakan, 250 vatan evladımız şehit oldu. 2500 kadar yaralı gazimiz var. Ama çok şükür atlattık ve milli irade kazandı, millet kazandı. Allah şehitlerimize rahmet eylesin, gazilerimize ve yaralılarımıza sağlık ve afiyet versin. Onlara minnettarız.

Ancak bazılarının, marketlere akın ederken, bazılarının ATM kuyruklarında sıra beklediklerini, bazılarının şezlonga uzanıp ellerini oğuşturduğunu görürken, bazılarının da tankların altına yattıklarını, bazılarının kurşunlara göğsünü gerdiklerini de bir tarafa not etmek gerekiyor.

PERDE ARKASINDA NE VAR? FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ NE ZAMAN KURULDU?

Bu işin başlangıcı (FETÖ HAREKETİ), 40 yıl öncesine dayanıyor. CIA ve Emperyalist Siyonist Güçler, Türkiye’yi istedikleri gibi yönetebilmek ve zamanı geldiğinde de tamamen işgal edebilmek için, bu tür örgütleri kuruyor ve zamanı geldiğinde de emir vererek, istediklerini yaptırıyorlar. PKK/YPG, DAEŞ (İŞİD), EL KAİDE ve diğer örnekler, hep aynı yerlerden talimatla kurdurulan ve yönlendirilen/yönetilen örgütlerdir. Bunlar gibi daha birçok örgüt vardır.

Bu darbeyi ABD ve onun dış operasyonlar birimi CIA’nin ve resmi ortak görünümündeki NATO’nun yaptırdığına dair çok açık deliller var. Burada hepsini yazamam elbette. Eğer yazmaya kalkarsam, bir kitap kadar olur. Ancak şu kadarını söyleyerek özetleyeyim: ABD büyükelçisi John Bass, darbeden bir gün önce yani 14 Temmuz 2016’da, İstanbul Çengelköy’de bir kafede, darbeci bir general ile muhtemelen darbe ile ilgili görüştü ve bu görüşme işyerinin kameralarına yansıdı. Oysa büyükelçi, 14 Temmuz 2016’da Ankara’da olduğunu iddia etmişti.

Ayrıca, İncirlik Üssü’ndeki Amerikalı subayların üs komutanı ile darbe öncesi görüşmeleri ve talimatları ile İstanbul Büyükada'da bir otelde, 15 Temmuz darbe girişiminin yapıldığı gün giriş yapan, çoğunluğu yabancı 17 kişilik grubun 2 gün boyunca toplantı yaptığı, bunların arasında üst düzey CIA ajanlarının olduğu artık biliniyor.  

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ, ASLINDA NE ZAMAN HAREKETE GEÇTİ?

FETÖ Terör Örgütü elemanları, 1976’dan beri, sinsi bir şekilde, içten içe, devlet mekanizmalarının içine yerleşmeye ve önemli konumlara hâkim olmak üzere hareket ediyordu.  Ancak devleti ele geçirme planını, 2008 yılından itibaren daha hızlı ve görünür şekilde uygulamaya başladı. 2011 genel seçimlerinde ve sonrasında, kendilerince daha geniş ve açık bir şekilde, devletin içine, önemli kurumlara ve özellikle TSK ve Emniyet birimlerinde etkin mevkilere yerleştiler. Devlet içinde garip şeyler olmaya başladı ve devlet sırları ortaya dökülmeye, devlet ve hükümet zayıflatılmaya başladı. Hatırlayın, Oslo görüşmeleri kamuoyuna sızdırıldı. Sonra 7 Şubat 2012 MİT krizi yaşandı. Neler oluyor, nasıl bir ihanet çemberine girdik diye düşünürken ve tedbir almaya çalışılırken, sürekli bir kumpas ve algı operasyonları yapılıyordu. Diğer taraftan, tam ekonomi rayına girmişken, banka faizleri gerilemişken, hattâ konutta faiz oranı % 0,70’e kadar düşmüşken, geçmiş hükümetlerden kalan, IMF borcunun son taksiti ödenmişken, 28 mayıs 2013 tarihinde birden bire, Taksim’de üç tane ağaç kesiliyor diyerek, iç ayaklanma işaretinin, büyük toplumsal hareketi olan “Gezi Kalkışmasını” başlattılar.  Sonrasında, 17/25 Aralık 2013 kumpaslarıyla, siyasi darbe girişimini başlattılar. Burada da istenilen olmayınca, 19 Ocak 2014 tarihinde, Suriye’deki Türkmenlere yardım götüren, MİT TIR'larının durdurarak, Türkiye’yi dünyaya “terörizmi destekleyen devlet” olarak lanse etmeye kalktılar.

MİT TIR'ları demişken, şunu da dikkatinize getirmem gerekiyor:

Geçtiğimiz günlerde tamamlanan, CHP Genel Başkanı K. Kılıçdaroğlu’nun “adalet yürüyüşü” aslında, MİT TIR'larının durdurularak, vatana ihanet görüntülerinin, CHP milletvekili Enis Berberoğlu tarafından, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlatılması üzerine, verilen mahkûmiyet kararının ve aldığı cezanın kaldırılması için yapıldığını düşündürüyor. Hattâ Enis Berberoğlu’nun, bu amaçla milletvekili yapılmış olabileceği kuşkusunu doğuruyor. Oysa, iktidar alternatifi konumunda olan, ana muhalefet partisi ve liderini, bütün haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı tepki gösteren bir pozisyonda olmasını arzu ederdik. CHP seçmeninin de benzer şekilde düşüneceğini tahmin ediyorum. Diğer taraftan bu yürüyüşün, PKK tarafından desteklenen bir yürüyüş olması da oldukça manidardır.

FETÖ Terör Örgütü elemanlarının yaptıkları, bunlarla bitmiyor elbette. Daha ince ve lokal düzeyde bir çok ihanetin ispatları var. Bulandırmadıkları su kalmamış. Örneğin: MOBESE kameralarının kurulum, montaj ve bakım işlerini bunlar almış. Her uygulanan cezadan da kurulum yapan şirketin 0 payı var. Dolayısıyla, hem tuzak kurarak radar cezalarını artıyorlar, hem kendilerinin payını ve dolayısıyla FETÖ’ye aktarılan payı çoğaltıyorlar ve hem de yersiz ve fazla sayıda gelen trafik cezaları sebebiyle vatandaşları, hükümete karşı tepkili olmaya yöneltiyorlardı.

Devlet ve hükümet, 2013’den sonra, bu ihanet çetesiyle ilgili olarak, önlemler almaya başlayınca, hareket alanları daralmaya başladı. Son olarak, işi silahlı kalkışma ve darbeye kadar götürdüler ve maalesef 15 Temmuz 2016’da, hain darbeyi uygulamaya koydular. Kendi vatandaşlarının vergileriyle alınan silahları, kendi halkına karşı kullandılar. Türkiye tarihinde görülmemiş bir ihanet bu. Bu nedenle hiç kimse, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasını hafif göstermeye, sulandırmaya kalkışmasın. Bunu yapanlar, eğer o yapıya mensup değillerse, bilmeyerek de olsa, bu ihanete ortak olurlar.

DERS VE İBRET OLMALI

15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasından alınacak çok dersler var. Hep eleştirilen, “benim oyum ile, dağdaki çobanın oyu bir mi?” diye hakir görülen, işinde gücünde, bağda-bahçede çalışan sade vatandaşın, mesele Memleket olunca, mesele Vatan olunca, mesele Demokrasi olunca, nasıl da tankların, silahların karşısına dikildiğini hep beraber gördük. Demokrasiye, Vatana, Devletine sahip çıkanlar, demokrasiyi lafta savunanlara örnek oldular. Demokrasimize kan damlamış olsa da, demokrasi bilincimiz daha da yükseldi.

Bu arada ilginç olan şey; dış güçler tarafından planlanan ihanet, ayaklanma, kalkışma, seçilmiş hükümeti devirme, devlet kurumlarını kendi isteklerine göre yönetme, yıkma, işgal etme planlarının, ülkemiz içinde çok kolay “işbirlikçi” bulabilmeleri, ne hazin değil mi?