Çarşamba, 13 Aralık 2017
.
13
Eskişehir
.
Ahmet Doğanses

Öğretmene Bakış

Öğretmen, bir bilim dalını bir sanatı bir tekniği veya belirli bir bilgiyi öğretmeyi meslek edinmiş kişidir. Mamafih, öğretmenliğin eğitici boyutunu da nazar-ı dikkate almakta yarar var. Öğretmenliğin tarihi süreçlerine baktığımızda Selçuklularda öğretmenlik din adamlığı ile iç içeydi.

Osmanlıda ise öğretmenlik mesleğine ilişkin durum 15 yy. ortalarına kadar Selçuklu dönemiyle aynıydı denilebilir. Ancak Fatih Sultan Mehmet döneminde, öğretmenlik mesleğinin bilimsel boyutu daha da ön plana çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde ise öğretmenlik mesleği çağdaş bir temele dayandırılmış ve bu perspektifte çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.

Aslında herkes tarafından kabul edilir ki eğitim ve öğretim bir toplumun kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasında, o toplumun ve ya devletin bilimde sanatta gelişmesinde hatta devletin kuruluş felsefesinin devletin geleceği diye ifade ettiğimiz gençlere aktarılmasında önemli bir role sahiptir. Baktığımızda eğitim öğretim süreçlerinin bireylere ve toplumlara yararları saymakla bitmez.

Eğitim öğretim süreçlerinin aktörlerinden biri de öğretmenlerdir. Hepimiz bir insan olarak bilgiyi saygın kişilerden almak isteriz ve saygın gördüğümüz insanları da can kulağıyla dinleriz. Bazen nazarımızda saygınlığına inanmadığımız insanları dinlemek bile istemeyiz. İşte eğitim öğretim süreçlerinin ana aktörü olan öğretmenlerinde öncelikle toplum nazarında saygınlığının olması gerekir ki öğrenciler üzerinde etkinliği olsun ve bilgi aktarıcılık görevini ifa edebilsin. Öğretmenlerle ilgili talihsiz görüşler ve acımasız eleştiriler öğrenci nazarında eğiticinin yerini bir alt seviyeye indirmekte… Bu açıdan bakıldığında toplum olarak geleceğimizle oynadığımızı düşünüyorum. Ulu Önder Mustafa Kemal  ATATÜRK  ‘Öğretmenler Yeni Nesil Sizlerin Eseri olacaktır’ demiştir. O zaman bu eseri oluşturacak ustanın da toplumsal statüsünün iyi konumda olması gerekir. Eğiticilerin toplum nazarında  ,öğrenciler nazarında yıpratılmaması gerekir diye düşünüyorum. Öğretmenlerin tatilleriyle ilgili, maaşlarıyla ilgili karşılaştırmalar yapmak bu mesleği dolayısıyla da geleceğimizi hafife almak anlamına geliyor.

Öğretmenlik ne midir? Ücra bir köyde teröre kurban gidip şehadet şerbetini içmektir. Canım Türkiyemin en ücra köşesinde öğrencilerinin üşümemesi için sınıfın sobasını yakmaktır. Belki yıllarca eşinden, sevdiğinden , nişanlısından şartlar dolayısıyla ayrı yaşamaktır. Öğrencilerin gözlerindeki pırıltıyla bağlanmaktır hayata belki de. Bir ortamda hak ettiği tatilin espri malzemesi yapılmasına tahammül etmektir. Nitelikli beyin gücü olan öğretmenin, aldıkları ücretin ne alaka diyebileceğiniz mesleklerle karşılaştırılmasına sabretmektir. Pırıl pırıl yüreklerde Türkiyemi hissederken olumsuz eleştirilere maruz kalmaktır. Yurdumuzun en ücra köşelerinde vatan uğruna gelecek uğruna bir bayrak gibi durmaktır.

Evet 24 Kasım Öğretmenler Gününde bunları bir daha düşünelim.  

Sınıflarına  girdiğinde  ailevi sorunlarını unutup , her öğrencinin derdiyle ayrı ayrı ilgilenen velhasıl üzerimizdeki emeğiniz hiçbir şeyle ödenmeyecek olan kıymetli öğretmenlerim , bilgi ve eğitim dağarcığımızı ilmek ilmek dokuyan canım öğretmenlerim Öğretmenler gününüzü ellerinizden öperek kutluyorum.