<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Eskişehir Haber - Son Dakika Eskişehir Haberleri</title>
    <link>https://www.eskisehirhaber26.com</link>
    <description>Eskişehir haber, Güncel Eskişehir haberleri, Son dakika Eskişehir yerel haberleri, Eskişehirspor gelişmeleri ve Eskişehir iş ilanları Eskişehir Haber 26'da.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.eskisehirhaber26.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 00:19:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[ESOGÜ Hastanesi’nde hasta ve yakınlarına ücretsiz deri kanseri taraması yapıldı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/esogu-hastanesinde-hasta-ve-yakinlarina-ucretsiz-deri-kanseri-taramasi-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/esogu-hastanesinde-hasta-ve-yakinlarina-ucretsiz-deri-kanseri-taramasi-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi, toplum sağlığını korumaya yönelik anlamlı bir sağlık etkinliğine imza attı. Hastanenin Deri ve Zührevi Hastalıklar polikliniğinde, muayene için gelen hastalar ile onlara refakat eden hasta yakınlarına yönelik ücretsiz deri kanseri taraması gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Alanında uzman kadro tarafından ücretsiz muayene</h2>

<p>Deri kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlik, ESOGÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilal Kaya Erdoğan öncülüğünde yürütüldü. Tarama programında Prof. Dr. Ersoy Acer, Doç. Dr. Esra Ağaoğlu ve bölümde görev yapan araştırma görevlileri de aktif olarak rol alarak vatandaşları tek tek muayene etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Eskişehirlilerden sağlık taramasına yoğun ilgi</h3>

<p>Günün erken saatlerinde başlayan sağlık taramasına hastane genelindeki vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Deri kanseri riskine karşı ciltlerindeki ben ve lekeleri uzman hekimlere kontrol ettirme fırsatı bulan Eskişehirliler, hastane yönetimine ve doktorlara teşekkür etti. Taramaya katılan vatandaşlar, bu tarz koruyucu sağlık hizmetlerinin ücretsiz olarak ayaklarına kadar gelmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdiler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/esogu-hastanesinde-hasta-ve-yakinlarina-ucretsiz-deri-kanseri-taramasi-yapildi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2026/06/esogu-hastane-deri-kanseri-taramasi.jpg" type="image/jpeg" length="65183"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ESOGÜ'de uygulanan iki mucizevi yöntem]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/esogude-uygulanan-iki-mucizevi-yontem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/esogude-uygulanan-iki-mucizevi-yontem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi, tıp dünyasındaki modern gelişmeleri vatandaşlarla buluşturmaya devam ediyor. ESOGÜ Radyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçükay, halk arasında oldukça sık görülen guatr ve tiroid bezi nodüllerinin, artık uygun hastalarda boyun ameliyatına gerek kalmadan tedavi edilebildiğini müjdeledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Tiroid nodülleri ne zaman tehlikeli oluyor?</h2>

<p>Toplumda çok sık rastlanan tiroid bezi nodülleri genellikle iyi huylu (kanser olmayan) bir yapıya sahiptir. Ancak bu nodüller büyüdükçe hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor. Prof. Dr. Fahrettin Küçükay, büyüyen nodüllerin ve guatrın yol açtığı şikayetleri şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Boyunda dışarıdan fark edilen şişlik ve estetik kaygılar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yutkunma ve nefes alma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ses kısıklığı ve boğazda sürekli baskı hissi</p>
 </li>
</ul>

<h3>Ameliyat her zaman tek seçenek değil</h3>

<p>Geleneksel yöntemde bu tarz şikayetleri olan hastalar için en yaygın çözüm cerrahi müdahale, yani ameliyatla tiroid bezinin alınmasıdır. Kanser şüphesi olan ya da göğüs kafesine doğru aşırı büyümüş guatrlarda ameliyat hala en doğru seçenektir.</p>

<p>Ancak gelişen teknolojiyle birlikte girişimsel radyoloji yöntemleri, ameliyata çok güçlü birer alternatif haline geldi. Genel anestezi (narkoz) gerektirmeyen ve boyunda iz bırakmayan bu yöntemler, hastaların günlük hayatlarına hemen dönmesini sağlıyor.</p>

<p>Prof. Dr. Küçükay, ESOGÜ Girişimsel Radyoloji bölümünde uyguladıkları ve başarıları uluslararası bilimsel dergilerde de yayımlanan iki modern ameliyatsız yöntemin detaylarını paylaştı:</p>

<p><strong>1. Mikrodalga Ablasyon (MWA) - Isı ile eritme yöntemi:</strong> Bu yöntemde, ultrason cihazı rehberliğinde iğne inceliğinde özel bir cihazla doğrudan nodülün içine girilir. Cihazın ucundan verilen mikrodalga enerjisiyle nodül dokusu ısıtılarak etkisiz hale getirilir. Zamanla küçülen nodül, vücut tarafından doğal yollarla emilerek yok olur. İşlem sırasında hasta uyutulmaz, sadece boyun bölgesi uyuşturulur. Kesi ve dikiş olmadığı için boyunda hiçbir iz kalmaz ve sağlıklı tiroid dokusu zarar görmez.</p>

<p><strong>2. Tiroid Arter Embolizasyonu (TAE) - Damar tıkama yöntemi:</strong> Özellikle çok sayıda nodülü olan büyük guatrlarda tercih edilen bu yöntemde, tıpkı anjiyo yapar gibi kasıktan veya koldan ince bir boruyla (kateter) girilir. Tiroid bezini besleyen atardamarlara ulaşılarak bu damarlar küçük parçacıklarla tıkanır. Kan akışı azalan guatr, beslenemediği için zamanla küçülür ve hastanın nefes alma, yutkunma gibi baskı şikayetleri ortadan kalkar.</p>

<h3>Bu tedaviler kimler için uygundur?</h3>

<p>Ameliyatsız guatr ve nodül tedavileri; biyopsi sonuçlarında iyi huylu olduğu kanıtlanmış, ancak büyüklüğü nedeniyle hastaya rahatsızlık veren durumlarda uygulanabiliyor.</p>

<blockquote>
<p><strong>Önemli Not:</strong> Her hasta ve her nodül bu yöntemler için uygun olmayabilir. Tedavi kararı; nodülün boyutuna, yerine, hormon düzeylerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre tamamen "kişiye özel" olarak hekim tarafından verilir. Kanser şüphesi taşıyan vakalarda cerrahi seçenek önceliklidir.</p>
</blockquote>

<p>Bu yenilikçi tedaviler hakkında detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar, ESOGÜ Tıp Fakültesi Girişimsel Radyoloji Bölümüne veya girişimsel radyoloji birimi bulunan tam teşekküllü hastanelere başvurabilirler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/esogude-uygulanan-iki-mucizevi-yontem</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 21:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2026/06/prof-dr-fahrettin-kucukay.jpg" type="image/jpeg" length="55054"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Odunpazarı Belediyesi'nden Kadınlara Yönelik Sağlık ve Menopoz Semineri]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/odunpazari-belediyesinden-kadinlara-yonelik-saglik-ve-menopoz-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/odunpazari-belediyesinden-kadinlara-yonelik-saglik-ve-menopoz-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Odunpazarı Belediyesi, sosyal belediyecilik vizyonuyla kadın sağlığına yönelik farkındalık projelerine hız kesmeden devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) iş birliğiyle hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Seminerleri Projesi", ileri yaştaki kadınlara sağlıklı yaşamın kapılarını aralıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Bakım ve Yaşam Merkezlerinde Eğitim Seferberliği</h2>

<p>Proje kapsamında, Odunpazarı Belediyesi Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren <strong>Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi</strong> ve <strong>Koca Çınar Yaşam Merkezi</strong> sakinleri için özel bir eğitim programı düzenlendi. Bu merkezlerde konaklayan kadınlara yönelik olarak uzmanlar eşliğinde "Kadın Sağlığı Sorunları ve Menopoz" konulu bilgilendirme seminerleri gerçekleştirildi.</p>

<h3>Menopoz Süreci ve Erken Teşhis Masaya Yatırıldı</h3>

<p>Düzenlenen seminerlerde, yaş almayla birlikte ortaya çıkabilecek fiziksel ve ruhsal değişikliklere karşı kadınların bilinçlendirilmesi amaçlandı. Uzmanlar tarafından yapılan kapsamlı sunumlarda;</p>

<ul>
 <li>
 <p>Genel kadın sağlığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Menopoz sürecinin doğru yönetimi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hastalıklarda <strong>erken teşhisin hayati önemi</strong>,</p>
 </li>
 <li>
 <p>Günlük hayatta uygulanabilecek <strong>sağlıklı yaşam alışkanlıkları</strong> ele alındı.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Hedef: Bilinçli Yaşlanma ve Sağlıklı Hayat</h3>

<p>Verilen eğitimler sayesinde, katılımcıların kendi sağlık durumlarına dair farkındalıklarının artırılması ve özellikle menopoz dönemini daha rahat, bilinçli bir şekilde geçirmeleri sağlandı. Ayrıca doğru sağlık hizmetlerine nasıl ve ne zaman başvurmaları gerektiği konusunda yönlendirilen kadınlar, yaşam kalitelerini artıracak yeni alışkanlıklar edinmeleri için teşvik edildi.</p>

<p>Odunpazarı Belediyesi yetkilileri, vatandaşların yaşam kalitesini yükselten ve halk sağlığını destekleyen bu tür eğitim faaliyetlerinin yıl boyunca aralıksız devam edeceğini belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/odunpazari-belediyesinden-kadinlara-yonelik-saglik-ve-menopoz-semineri</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2026/05/odunpazari-belediyesinden-kadin-sagligina-yonelik-bilinclendirme-seminerleri-2.jpeg" type="image/jpeg" length="18948"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir’de ebelerden anne adaylarına evde tam destek]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/eskisehirde-ebelerden-anne-adaylarina-evde-tam-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/eskisehirde-ebelerden-anne-adaylarina-evde-tam-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, anne ve bebek sağlığını korumak amacıyla başlattığı ebelerin ev ziyareti uygulamasıyla fark yaratıyor. Gebelik döneminden lohusalık sürecine kadar süren bu yakın takip sayesinde, anne adayları hastaneye gitmeye gerek kalmadan kendi yaşam alanlarında uzman desteği alıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Uzman takibi kapıya kadar geliyor</h2>

<p>Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, bizzat katıldığı ev ziyaretlerinde sistemin işleyişini yerinde inceledi. Saha çalışmalarının önemine dikkat çeken Bildirici, sağlık profesyonellerinin ev ortamında yaptığı incelemelerin olası riskleri önceden tespit etmede hayati bir rol oynadığını vurguladı. Bu yöntemle sadece fiziksel sağlık değil, anne adayının psikolojik süreci de yakından gözlemleniyor.</p>

<h3>Dijital rehber: Annelik Yolculuğu uygulaması</h3>

<p>Saha ziyaretlerini teknolojiyle birleştiren İl Sağlık Müdürlüğü, <strong>“Annelik Yolculuğu”</strong> isimli mobil uygulamayı da sürece dahil etti. Anne adayları bu uygulama sayesinde:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Haftalık gelişim takibi yapabiliyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Güvenilir tıbbi bilgilere anında ulaşıyor.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beslenme ve bebek bakımı gibi konularda rehberlik alıyor.</p>
 </li>
</ul>

<h3>Ebelerden birebir eğitim ve danışmanlık</h3>

<p>Ev ziyaretleri sırasında ebeler; doğru emzirme teknikleri, lohusalık bakımı, bebek banyosu ve uyku düzeni gibi kritik konularda uygulamalı eğitimler veriyor. Bu birebir rehberlik, özellikle ilk kez anne olacak kadınların yaşadığı kaygıları en aza indiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>"İlk gebeliğimdeki tedirginliği bu hizmetle aştım"</h3>

<p>Hizmetten yararlanan anne adaylarından Hatice Nur Tunç, uygulamanın sağladığı konforu şu sözlerle özetledi: <em>"İlk gebeliğim olduğu için çok fazla soru işareti ve tedirginliğim vardı. Ebelerimizin evime kadar gelip beni bilgilendirmesi sayesinde süreci çok daha bilinçli ve güvende hissederek geçiriyorum."</em></p>

<h3>Hedef: Her gebeye bir ebe</h3>

<p><strong>“Her Gebeye Bir Ebe”</strong> vizyonuyla hareket eden Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, hem sahada hem de dijital platformlarda kesintisiz hizmet vermeye devam ediyor. Bu kapsamlı takip sistemi, Eskişehir’de sağlıklı nesillerin temellerini evlerde atıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/eskisehirde-ebelerden-anne-adaylarina-evde-tam-destek</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-04-at-141354.jpeg" type="image/jpeg" length="28312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Migrenle başa çıkmanın yolu tetikleyicileri keşfetmekten geçiyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/migrenle-basa-cikmanin-yolu-tetikleyicileri-kesfetmekten-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/migrenle-basa-cikmanin-yolu-tetikleyicileri-kesfetmekten-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migrenin sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini ciddi oranda düşüren bir sağlık sorunu olduğunu belirterek hastaları tetikleyici unsurlara karşı uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Her baş ağrısı migren değildir</h2>

<p>Hastalığın yönetiminde doğru tanının hayati önem taşıdığını ifade eden Dr. Nuray Can Uluğ, her baş ağrısının migren olarak sınıflandırılmaması gerektiğini vurguladı. Tanı sürecinde damarsal hastalıklar gibi migreni taklit edebilecek durumların titizlikle araştırılması gerektiğini belirten Uluğ, tanı aşamasında kan tahlilleri ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanıldığını ifade etti.</p>

<h3>Atak sıklığına göre kişiye özel tedavi</h3>

<p>Tedavi planlamasının hastanın atak sıklığına göre şekillendiğini söyleyen Dr. Uluğ, şu detayları paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>"Ayda bir-iki kez gelen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmek yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve hastayı sık sık acil servise gitmek zorunda bırakıyorsa, koruyucu ve kapsamlı bir tedavi planı şarttır."</p>
</blockquote>

<h3>Migren botoksu ve aşı dönemi</h3>

<p>Modern tıp imkanlarıyla migren tedavisinde yeni bir döneme girildiğini kaydeden Dr. Uluğ, halk arasında <strong>"migren aşısı"</strong> olarak bilinen uygulamalar ile <strong>migren botoksunun</strong> artık rutin tedaviler arasında yer aldığını ve yüksek başarı oranları sağladığını belirtti. Migrenin ışığa hassasiyet, kusma ve halsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlatan uzman, bu yöntemlerin hastalar için umut verici olduğunu söyledi.</p>

<h3>Lodos ve şekerli gıdalar atağı tetikleyebilir</h3>

<p>Atakları tetikleyen çevresel ve biyolojik faktörlere dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, hastaların kendi vücutlarını tanıması gerektiğini belirterek şu uyarıları yaptı:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Çevresel Faktörler:</strong> Lodoslu hava ve ani hava değişimleri.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Beslenme Hataları:</strong> Uzun süreli açlık, mayalı içecekler ve yoğun aromalı gıdalar.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Gizli Tehlike:</strong> Şeker tüketimi ile migren atakları arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Biyolojik Süreçler:</strong> Kadınlarda özellikle adet dönemleri hassasiyeti artırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Dr. Uluğ, tedavideki temel amacın hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi yaşam tarzlarını bu doğrultuda yönetmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/migrenle-basa-cikmanin-yolu-tetikleyicileri-kesfetmekten-geciyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2026/05/migren-5152-2843.png" type="image/jpeg" length="89500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek taşı sorunu için Özbekistan’dan geldi]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/bobrek-tasi-sorunu-icin-ozbekistandan-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/bobrek-tasi-sorunu-icin-ozbekistandan-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Böbrek taşı sorunuyla Özbekistan’dan gelen hastaya Özel Ümit Hastanesi Üroloji doktoru tarafından Endopyelotomi yöntemi ile gerçekleştirilen operasyon ile müdahale edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zulkhumor Otaboboeva isimli hasta uzun süren böbrek taşı şikayetlerine çözüm bulamayınca, Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’ne başvurdu. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Aydın Erkul, tarafından Endopyelotomi cerrahi uygulaması, yapılan hasta sağlığına kavuştu. Uygulanan Endopyelotomi yöntemi hakkında bilgi veren Op. Dr. Erkul şunları aktardı: “Bu yöntem; endoskopik imkanlarla gerçekleştirilen kapalı böbrek darlığı cerrahi prosedürünü kapsamaktadır. Endopyelotomi işlemi anestezi koşulları altında gerçekleştirilmektedir. Endopyelotomi girişiminde cerrahi uygulama idrar kanalı üzerinden yollanan endoskopla başlamaktadır. Tamamen kapalı olarak gerçekleştirilen uygulama sadece ufak kesiler içerir, ve böylece çok sayıda cerrahi komplikasyonun önüne geçilmiş olur. Açık bir şekilde gerçekleştirilen geleneksel ameliyat yöntemleri büyük risk faktörü barındırdıkları gibi iyileşme hızını da büyük oranda düşürürler. Bunun sebebi büyük kesiler üzerinden operasyonların gerçekleştirilmesidir.”</p>

<p><strong>“Kapalı cerrahi hastanın iyileşmesini kolaylaştırır”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Endopyelotomi yönteminin; geleneksel yöntemlerin aksine, direkt olarak idrar kanalı üzerinden hareket ettirilen endoskop yardımı ile gerçekleştirildiğini belirten Erkul, şöyle konuştu: “Böylece hastanın yaşadığı böbrek kanal darlığı problemi de kolaylıkla tedavi edilmiş olur ve geleneksel yöntemlerin yan etkilerinden bağımsız bir şekilde tedavi süreci tamamlanır. Endopyelotomi ile birlikte endoskopik, kapalı yöntemlerin cerrahide kullanılması, hastaların iyileşme sürelerini minimumda tutmaktadır. Böylece günlük yaşam düzenine hızlı bir şekilde geri dönebilen hastalar çok daha az komplikasyon riski sayesinde sıkıntısız bir dönem geçirerek sağlıklarına kavuşurlar.”</p>

<p><strong>“Operasyonun başarılı olması için ön tetkikler önemli”</strong></p>

<p>Endopyelotomi operasyonunun başarıya ulaşabilmesi için çeşitli ön tetkiklere ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekleyen Üroloji (Bevliye) Uzmanı Op. Dr. Aydın Erkul “İncelenmesi gereken bazı önemli noktalar vardır ve burada mevcut problemler söz konusu ise endoskop ile tedavi imkanı yani Endopyelotomi mümkün olmayabilir. Böbrekte şişme olup olmadığı ya da şişmenin derecesi, çapraz damar varlıkları, kanal darlığına eşlik eden taş, tortul yapıların varlığı, böbrek fonksiyonları ve renal fonksiyon durumu bu kapsamda önceden bilinmesi gereken durumlardır” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/bobrek-tasi-sorunu-icin-ozbekistandan-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Feb 2024 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/02/aw133995-01.jpg" type="image/jpeg" length="99881"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vaka sayısında meme kanseri akciğer kanserini geride bıraktı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/vaka-sayisinda-meme-kanseri-akciger-kanserini-geride-birakti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/vaka-sayisinda-meme-kanseri-akciger-kanserini-geride-birakti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fuzuli Tuğrul, kanser vakalarının artmasının beklendiğini, buna karşılık yeni teknolojiler ile kanserin erkenden teşhis edilerek kişiye özel tedavilerle daha başarılı sonuçlar alınabileceğini ve genetik bilimi sayesinde kanser türlerinin önceden saptanabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Acıbadem Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fuzuli Tuğrul, dünya çapında önemli bir halk sağlığı sorunu olan kanserin dünyada ikinci önde gelen ölüm nedeni olduğunu belirterek 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle önemli bilgiler verdi. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı verilerine göre 2020 yılında 19,3 milyon olan yeni kanser vakasının 2040’ta 28,4 milyon olmasının beklendiğini ifade etti.</p>

<p>Kadınlarda meme kanserinin en sık teşhis edilen kanser olarak akciğer kanserini geride bıraktığına dikkat çeken Dr. Tuğrul meme kanserini sırasıyla akciğer, kolorektal, prostat ve mide kanserlerinin takip ettiğini söyledi. Ölüm nedenlerine gelince akciğer kanserinin ilk sırada yer aldığını ve onu da kolorektal, karaciğer, mide ve kadın meme kanserlerinin izlediği bilgisini aktardı.<br />
<br />
<strong>“Erken teşhis 5 kategoriye ayrılır”</strong></p>

<p>Dr. Tuğrul neredeyse tüm kanserler için, hastalığın erken bir aşamada tespit, teşhis ve tedavi edilmesiyle hayatta kalma şansının önemli ölçüde arttığını ve erken teşhis araştırmalarının beş geniş kategoriye ayrıldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk kategoride yıllık taramanın yer aldığını belirten Dr. Tuğrul bu taramaların pankreas, melanom gibi hızlı ve agresif şekilde gelişen kanserleri tespit edemeyebileceğini, bu agresif kanserler için yeni erken teşhis yöntemlerinin geliştirilmeye çalışıldığı aşamanın ‘erken kanserin biyolojisini belirleme’ ategorisi olduğunu dile getirdi. Riskli kişilerin belirlendiği ikinci kategoride kimlerin kansere yakalanma riskinin daha yüksek olduğu ve dolayısıyla kimlere test yapılması gerektiğini ve testlerin nasıl rumlanıp bunlara göre hareket edilmesi gerektiğine karar vermede önemli zorluklar bulunduğunu anlattı. Görünüşte sağlıklı kişilerin test edildiği bu aşamanın mümkün olduğunca basit, düşük maliyetli ve minimum düzeyde yanlış negatif veya pozitif sonuç sağlaması gerektiğini vurgulayan Dr. Tuğrul meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için Pap smear, kolorektal kanser için kolonoskopi ve akciğer kanseri için düşük doz bilgisayarlı tomografinin (BT) bu grupta yer aldığını ifade etti.<br />
<br />
<strong>“Küçük tümörleri bulmak samanlıkta iğne aramaya benzer”</strong></p>

<p>Erken tümörler çok küçük olduğu için bulunup doğrulanmasını, samanlıkta iğne aramaya benzeten Dr. Tuğrul kanserin erken teşhisi için biyobelirteçlerden faydalanıldığını söyledi. Biyobelirteçlerin bulunup doğrulanması kategorisine örnek olarak kandaki yüksek prostat spesifik antijeninin (PSA), prostat kanserinin erken teşhis biyobelirteçlerinden biri olduğunu kaydetti.<br />
Doğru teknolojilerin geliştirilmesinden bahseden Dr. Tuğrul “Bu belirteçleri tespit edecek kadar hassas veya önemsiz hastalıklar için aşırı tedaviyi önleyecek kadar isabetli teknolojilerin geliştirilmesi oldukça zordur. Örneğin MRI ve PET gibi görüntüleme teknolojileri erken tanı ve evreleme gerçekleştirebilir. Son olarak erken teşhis yaklaşımlarının uygun şekilde değerlendirilmesi de erken teşhisin beşinci kategorisini oluşturur. En büyük zorluk, yeni bir erken teşhis yaklaşımının kanserleri gerçekten erken tespit edebileceğini ve sonuçta hayat kurtarabileceğini göstermektir” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Onkoloji kliniklerinde yapay zeka kullanılıyor”</strong></p>

<p>Erken teşhis yöntemleri ile kanser tedavisinde hızlı iyileşme sağlandığının altını çizen Dr. Tuğrul özellikle serviks (rahim ağzı) kanserini önlemek için geliştirilen human papillomavirus (HPV) aşısını örnek gösterdi. Tedavi sürecindeki yeni yaklaşım ve teknolojiler sayesinde hastaya özel teşhis ve tedavi planlanabildiğine işaret eden Dr. Tuğrul “Bunun için de yapay zeka programları sıklıkla onkoloji kliniklerinde kullanılmaya başlandı. Kemoterapi tedavisine ek olarak hedefe yönelik ajanlar ve immünoterapi ilaçlarıyla kanser tedavisinde büyük bir ilerleme sağlandı. Radyasyon onkoloji kliniklerinde de yüksek teknolojik cihazların kullanılmaya başlanmasıyla tedavi oranları oldukça arttı. İleride genomik radyoterapi tedavisi ile kişiye özel tedaviler planlanmaya başlanacaktır” dedi.<br />
<br />
<strong>“KETEM’de pek çok tarama testi yapılıyor”</strong></p>

<p>Ülkemizde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri’nin (KETEM) toplum tabanlı kanser tarama hizmeti verdiğini belirten Dr. Tuğrul bu kapsamda 40-69 yaş arası kadınlarda iki yılda bir mamografi ile, 30-65 yaş arası cinsel aktif kadınlarda beş yılda bir HPV-DNA ve pap smear testi ile, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklerde iki yılda bir gaitada gizli kan testi ile taramalar yapıldığını söyledi. Yine Sağlık Bakanlığı’nın hastanelerde açtığı sigara bırakma poliklinikleri ile kanseri önlemeye yönelik hizmet verildiğini ifade etti.</p>

<p>Günümüzde insan yaşam süresinin artmasıyla kansere yakalanma oranının da arttığına değinen Dr. Tuğrul “İleride genetik kliniklerinde kişiye özel gen haritaları oluşturulacak ve gelişecek kanser türü önceden belirlenebilecek. Bu yöntem gelişinceye kadar herkes erken teşhis için tarama programlarını yaptırmalı ve önleyici tedbir almalıdır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/vaka-sayisinda-meme-kanseri-akciger-kanserini-geride-birakti</guid>
      <pubDate>Fri, 02 Feb 2024 11:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/02/vaka-sayisinda-meme-kanseri-akciger-kanserini-geride-birakti.png" type="image/jpeg" length="37935"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nifty Testi Hastalık Teşhisleri İçin Uygulanan Yöntemler]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/nifty-testi-hastalik-teshisleri-icin-uygulanan-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/nifty-testi-hastalik-teshisleri-icin-uygulanan-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tüm anne adayları gebelikleri boyunca en çok bebeğinin sağlık durumunu merak etmektedir. Özellikle genetik hastalıklar denildiğinde akıllara gelen Down Sendromu için tarama testleri arasında nifty testi bulunmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık alanında hastalıkların teşhis edilmesi için birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan biride <strong>alerji testi </strong>olarak bilinmektedir. Alerji testi ve daha birçok test, tıpta hastalıkların teşhisi için büyük bir rol oynamaktadır.</p>

<h2><strong>Nifty Testi Nedir?</strong></h2>

<p>Tüm anne adayları gebelikleri boyunca en çok bebeğinin sağlık durumunu merak etmektedir. Özellikle genetik hastalıklar denildiğinde akıllara gelen Down Sendromu için tarama testleri arasında <strong>nifty testi </strong>bulunmaktadır. Bu testler içerisinde güvenirliği en yüksek olan Nifty testi, anne adayından kan alınarak kolayca yapılmaktadır.</p>

<h2><strong>Nifty Testi Nasıl Yapılır? Ne Zaman Uygulanır?</strong></h2>

<p>Negatif ya da pozitif olarak sonuç veren Nifty testi, çıkan sonuca göre bebeğin sağlığı hakkında bilimsel bulgular sunmaktadır. Eğer testin soncu <a href="https://www.labistanbul.net/nifty-test/" rel="nofollow"><strong>nifty testi</strong></a> pozitif çıkarsa anne karnındaki bebeğe 99,9 oranında trizomi teşhisi konulmaktadır. Bu hastalık teşhisi erken konulduğu için tanı ve tedavi süreci daha hızlı ilerlemektedir.</p>

<h2><strong>Nifty Test Özellikleri Nelerdir?</strong></h2>

<p>Gebeliğin belirli bir süresinden sonra yapılan Nifty testi, kromozomlardaki trizomi hastalıklarının gebelik esnasında tespit edilmesini sağlamaktadır. Diğer yöntemlere göre daha güvenilir ve kesin sonuçlar sunan <strong>Nifty testi, </strong>hem anne adayına hem de doktora büyük kolaylıklar ve avantajlar sağlamaktadır. Bunların yanı sıra anne adayından alınan kan ile yapılan bu test, anne ve bebek sağlığı açısından herhangi bir tehlike oluşturmaktadır.</p>

<h2><strong>Renkli Doppler Ultrason Nedir?</strong></h2>

<p>Renkli doppler, yüksek frekanslı ses dalgaları ile yapılan, ulaşılması kolay ve invaiz olmayan bir görüntüleme yöntemidir. Normal bir ultrasonda görüntü gösterebilmek için ses dalgaları kullanılmaktadır, ancak <strong>renkli doppler </strong>uygulamasında olduğu gibi kan akışı bu durumda gözükmemektedir. Renkli doppler işleminde ise kan akışının yönü ve hızı net olarak görülmektedir.</p>

<h2><strong>Renkli Doppler Ultrason Nasıl Çekilir?</strong></h2>

<p>Bu işlem için özel bir hazırlık süreci bulunmamaktadır. Kişi muayene masasına uzanır ve doktor tarafından sürülen jel ve prob ile <a href="https://www.labistanbul.net/renkli-doppler-ultrasonografi/" rel="nofollow"><strong>renkli doppler</strong></a> çekimi başlamaktadır. Bu esnada ekran üzerinde mavi ve kırmızı renkler belirmektedir. Renkler, damarlardaki kanın akışını göstermektedir.</p>

<h2><strong>Renkli Doppler Ultrason Neden Yapılır?</strong></h2>

<p>Renkli doppler çekiminin kullanıldığı birçok alan bulunmaktadır. Bu alanlar ile ilgili bir sıralama yapacak olursak;</p>

<ol>
 <li>Gebelik süreçleri,</li>
 <li>Toplardamar ve atardamar hastalıkları,</li>
 <li>Böbrek incelemeleri,</li>
 <li>Boyun damarlarının incelenmesi.</li>
</ol>

<h2><strong>Renkli Doppler Ultrason Kaçıncı Haftada Yapılır?</strong></h2>

<p>Bu ultrason çeşidi birçok işlem için uygulanmaktadır. Bunlardan biride gebeliktir. Bebek bekleyen birçok aile <strong>renkli doppler </strong>uygulamasından haberdardır. Damarlardaki yeterli gelişme görüldükten sonra bu işlem yapılabilmektedir. Özellikle 11-13 ve 18-21 gibi haftalar, bu işlem için en uygun zamanlardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Alerji Testi Nedir? Nasıl Yapılır?</strong></h2>

<p>Alerji testi, vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen reaksiyonların belirlenmesi için uygulanan bir testtir. Çoğu insanda reaksiyona neden olmayan maddeler, bazılarında bağışıklık sistemi tarafından tepki alabilmektedir. Bağışıklık sistemi, antikor adı verilen proteinlerden üretmektedir. Çoğunlukla zararsız olarak bilinen alerjenler, antikorlar tarafından zararlı olarak tanımlanabilmektedir.</p>

<h2><strong>Alerji Teşhisi Nasıl Konur?</strong></h2>

<p>Alerji teşhisi koyabilmek için çeşitli yöntemler izlenmektedir. Alerji testinin hangi duruma göre yapılacağı, işlemde değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin deri prick <a href="https://www.labistanbul.net/alerji-testi/" rel="nofollow"><strong>alerji testi</strong></a> alerji olunan gıdanın saptanmasını sağlamaktadır. Kandan yapılan alerji testi ise kan dolaşımındaki immünoglobilin olarak bilinen antikorların miktarını tespit etmektedir.</p>

<h2><strong>Alerji İçin Hangi Tahliller Yapılır?</strong></h2>

<p>Alerji için prik deri testi, intradermal deri testi ve patch testi bulunmaktadır. Prik testi, en sık kullanılan <strong>alerji testi </strong>olarak bilinmektedir. İntradermal testler daha çok ilaç alerjisi ve arı alerjisi için kullanılmaktadır. Yama testinde ise cildin çeşitli kimyasalların alerjisi olup olmadığına bakılmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/nifty-testi-hastalik-teshisleri-icin-uygulanan-yontemler</guid>
      <pubDate>Wed, 31 Jan 2024 18:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/nifty-testi-nasil-yapilir-ne-zaman-uygulanir.jpg" type="image/jpeg" length="35842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düşüklerin yüzde 50’si kromozom bozukluğundan kaynaklanıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/dusuklerin-yuzde-50si-kromozom-bozuklugundan-kaynaklaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/dusuklerin-yuzde-50si-kromozom-bozuklugundan-kaynaklaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nicel Taşdemir, düşükle sonuçlanan gebeliklerin yaklaşık yüzde 50’sinde kromozom bozukluğu bulunduğuna ve aslında her yeni gebeliğin risk taşıdığına dikkat çekti. Genetik testler ile seçilen sağlıklı embriyonun tüp bebek tedavisinde düşük oranını azaltacağını ve eve sağlıklı bir bebekle dönme ihtimalini arttırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Nicel Taşdemir, üremeye yardımcı olan tekniklerden tüp bebek tedavisinde genetik tanının faydaları hakkında anne baba adaylarına önemli bilgiler verdi. Genetik tanının, tüp bebek aşamalarında oluşan embriyoların arasından genetik olarak en sağlıklı olanı seçmek için kullanılan bir yöntem olduğunu belirten Doç. Dr. Taşdemir “Embriyologlar normal tedavide oluşan embriyoları hücre yapısı, hücrelerin sayısı, hücrelerin birbirine eşit olması ve buna benzer kriterlere göre seçer. Seçilen bu embriyonun genetik yapısı bilinemez. Bir takım başarısız denemeler sonrası, tekrarlayan düşükler veya bilinen herhangi bir genetik hastalık varsa o zaman genetik tarama yöntemine başvurulur. Tüp bebekte transfer yapmadan önce her bir embriyodan bir veya birkaç tane hücre alınır ve embriyonun genetik yapısı incelenir. Bundan sonraki işlem ise sağlıklı embriyonun tespit ve transfer edilmesidir” diyerek süreci anlattı.<br />
<br />
<strong>Genetik tanıya hangi durumda ihtiyaç duyulur?</strong></p>

<p>Halk arasında kısırlık denilen infertilite durumunun kadın ya da erkek kaynaklı olabileceğine değinen Doç. Dr. Taşdemir tüp bebek tedavisinden önce muhtemel genetik nedenlerin dışlanması ya da varsa nedenin belirlenmesi için çiftlerin bir genetik tanı merkezine başvurarak danışma almaları ve kromozomlarının incelenmesini tavsiye etti.</p>

<p>En sık karşılaşılan genetik sorunun kromozom bozuklukları olduğunu belirten Doç. Dr. Taşdemir “Çocuk sahibi olamayan erkeklerin en az yüzde 5’inde cinsiyet kromozomlarının sayısal bozukluğu tespit edilmiştir. Sperm sayısının az olması ya da hiç olmaması ile ilişkili diğer bir durum Y kromozomu üzerinde sperm üretiminden sorumlu genlerin kaybıdır. Nadir olmakla birlikte translokasyon gibi daha karmaşık kromozom yeniden düzenlenmeleri de görülebilir. Kadın hastalar için ise Turner Sendromu gibi sayısal kromozom bozukluğu ve nadir yapısal kromozom bozuklukları söz konusu olabilir” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Ülkemizde test yaptırmak için yurtdışından geliyorlar”</strong></p>

<p>Tek GenAilede bilinen bir Tek Gen hastalığı öyküsü ya da hastalık yapıcı mutasyon varsa yine genetik tanıya ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Taşdemir “Hastalık yapıcı mutasyonu bilinemeyen durumlarda bu genetik tanı testleri uygulanamaz. Mutasyonun belirlenmesi ise, yapılan teste göre değişmekle birlikte 4 ila 6 hafta kadar sürer. Bu nedenle tüp bebek uygulaması için önce mutasyonun belirlenmesi gerekir” dedi. Tek Gen hastalıklarının çoğunun nadir görülen hastalık olduğunu, bu nedenle test rutin olarak yapılmıyorsa yöntem kurulması ve bu yöntemin standartlara uygun olarak çalışmasının da bekleme süresini uzatacağını sözlerine ekledi.</p>

<p>Ülkemizde talasemi, SMA gibi birçok genetik hastalığın tanısı ve embriyolarda taranması işleminin yapılabildiğinden bahseden Doç. Dr. Taşdemir, Avrupa ülkeleri dahil birçok yerde yasalar ve teknikler gereği bu işlemler yapılamadığı için ülkemize çok sayıda yabancı hastanın Tek Gen ve PGT yöntemleri için geldiğini ifade etti.<br />
<br />
<strong>“Bebekte anomali riski varsa PGT uygulanabilir”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doç. Dr. Taşdemir, çocuk sahibi olamayan çiftin incelenmesi sonucu bir kromozom ya da Tek Gen bozukluğu belirlenirse, tüp bebek uygulaması ile elde edilen embriyoların genetik tanı için incelenmesinin (PGT) gündeme geldiğini ifade etti. Gebe kalma sorunu olmayan ama bilinen bir genetik bozukluk açısından riskli olan çiftler için de genetik tanı uygulanabileceğini dile getiren Doç. Dr. Taşdemir şunları söyledi:</p>

<p>“Burada gebe kalmakta sorun yoktur, ancak genetik bozukluğa olan bir bebek sahibi olma riski yüksektir. PGT’nin amacı, bilinen bir genetik bozukluk için embriyoların daha gebelik olmadan seçilerek, çiftin sağlıklı bebek sahibi olmasının sağlanmasıdır. Bunun için embriyonun, 3. veya 5. gününde alınan hücrelerin genetik yapısı incelenir ve sağlıklı embriyo seçilip anneye transfer edilir. Böylece, doğum öncesinde genetik test yapılarak, anomali olduğu belirlenen bir bebekle ilgili riskler ortadan kaldırılmaya çalışılır. Anomalili bir bebekle sonuçlanan gebeliğin her ne kadar aile açısından sonlandırılma şansı bulunsa da bu kararı vermek ve uygulamak kolay değildir. PGT, hasta bebek ihtimalini düşürerek, gebeliğin sonlandırılması gibi zor bir kararla karşı karşıya kalma riskini de azaltır”.<br />
<br />
<strong>“Düşük vakalarının yüzde 50’sinde kromozom bozukluğu vardır”</strong></p>

<p>Kendiliğinden düşükle sonuçlanan gebeliklerin yaklaşık yüzde 50’sinde, şeklen normal olarak değerlendirilen ve gelişim gösteren embriyoların ise yine yüzde 50’sinde kromozom bozukluğu bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Taşdemir bu veriler doğrultusunda aslında her yeni gebeliğin risk taşıdığını anlattı. Bütün bunlara ek olarak 35 yaş ve üzerindeki kadınların gebeliklerinde artmış sayısal kromozom anomalisi riski bulunduğu için, anne yaşının ileri olması veya tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı gibi durumlarda, genetik bozukluk taşımayan çiftlerin de kromozom sayı bozuklukları açısından incelenmesini tavsiye etti. Bu tür genetik testlerin implantasyon öncesi genetik tarama (PGS) olarak adlandırıldığını belirtti.</p>

<p>Son dönemlerde gelişen teknolojilerin başarısına işaret eden Doç. Dr. Taşdemir “Genetik olarak sağlıklı bir embriyo seçildiği zaman düşük oranı da azalmış olur. Tüp bebekte sadece gebelik elde etmek değil bu gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi ve eve sağlıklı bebek götürme oranının arttırılmasını amaçlıyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/dusuklerin-yuzde-50si-kromozom-bozuklugundan-kaynaklaniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 17:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/dusuklerin-yuzde-50si-kromozom-bozuklugundan-kaynaklaniyor.png" type="image/jpeg" length="17507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[7 saatten az uyuyan bireylerin hastalık oranı 3 kat artıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/7-saatten-az-uyuyan-bireylerin-hastalik-orani-3-kat-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/7-saatten-az-uyuyan-bireylerin-hastalik-orani-3-kat-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gece uykusunun enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde büyük önem taşıdığını belirten Eskişehir Şehir Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Bölümü Uzmanı ve Uyku Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Vural Fidan, “7 saatten az uyuyan bireylerin hastalık oranı 3 kat artıyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnfluenza, koronavirüs, grip, soğuk algınlığı, nezle gibi enfeksiyon hastalıklarının yaygın olduğu şu günlerde, kaliteli uyku büyük önem taşıyor. Özellikle gece uykusunun, hastalık öncesi ve tedavi süreçlerinde bireylerin bağışıklık sistemine doğrudan etkisinin bulunduğunu vurgulayan uzmanlar, uyku süresinin günde 7 saatin altında düşmemesi konusunda uyarıda bulunuyor. Günde 7 saatten az uyuyan kişilerin, 3 kata kadar daha fazla hasta olma ihtimali bulunduğunu belirten Eskişehir Şehir Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Bölümü Uzmanı ve Uyku Merkezi sorumlusu Prof. Dr. Vural Fidan, “Yurt dışında da yapılan çatışmalarda, 7 saatin altında uyuyan kişilerin, hastalığa yakalanma ihtimali 3 kat daha fazladır” dedi.<br />
<br />
<strong>“7 saatten az uyuyan kişilerin vücut dirençleri düşüyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlıklı uyku ile bireylerin hastalıklardan korunabileceğini ve tedavi sürecini hızlandırabileceğini belirten Prof. Dr. Vural Fidan, “Pandemi döneminde çok büyük bir tecrübe kazandık. Tedavisi konusunda zorlandığımız bazı hastalıklar, özellikle viral hastalıklar konusunda bizim yapmamız gereken vücut sağlığımızı yani immün sistemimizi korumak. Bu immün sistemi korumak için beslenmenin yanı sıra uyku düzeni de çok önemlidir. Yurt dışında da yapılan çatışmalarda da belirtilmiştir, 7 saatin altında uyuyan kişilerin immün sistemleri yani vücut dirençleriyle ilgili çok ciddi bir azalma oluyor. Aynı mikroplara maruz kalsalar bile uyku süresi ne kadar kısalırsa 3 kat daha fazla hasta olmaları mümkün. Tabii bu bir kısır döngü. Solunum yolu enfeksiyonları, hava yolu tıkanmasıyla beraber hastanın gece boyunca uykusunun bölünmesine ve uykuyu devam ettirmede zorluklara yol açıyor. Bu da hastaların derin uykuya geçememelerine yol açıyor. Ne yazık ki immün sistemin regülasyonu yani vücut direncinin organizasyonu aşamalarını kişi göremiyor. Burun tıkanıklığı veya hava yol tıkanıklığı arttıkça uykusu bozuluyor. Uykusu bozuldukça vücut direnci düşüyor. Tabii bunu kırabilmek için veya bir düzene sokabilmek için mutlaka kişilerin üst hava yollarını açık tutmalarını tavsiye ediyoruz. Yatmadan önce burun temizliği çok önemli bir aşaması. Çünkü hava yolumuzu burnumuzdan almış olduğumuz nefesi ağzımızdan vererek kullanmamız gerekiyor normalde. Bunu da sağlayabilmeleri için mutlaka burun açılması ve açık tutulması gerekiyor” dedi.<br />
<br />
<strong>“Birçok hormon gece uykusu esnasında salgılanıyor”</strong></p>

<p>Günlük 7 saat uykunun gece saatlerinde olmasının da büyük önem taşıdığını fakat mecburiyet durumlarında gündüz de tamamlanabileceğini belirten Prof. Dr. Fidan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Uyku dediğimiz süreç, normal bireylerde gece yaşanan bir süreçtir. Ancak gece çalışması gereken veya gece uyuyamayan kişilerin bu uykularını gündüz tamamlamaları mümkündür. Fakat gündüz uykusunun hiçbir zaman gece uykusu gibi olmadığını bilmemiz gerekiyor. Çünkü vücudumuzun çalışma prensibi ,homeostatik sistemimizin çalışma prensibi gece bunun aktif olmasını sağlıyor. Yani vücudumuzun hem büyüme hormonu, hem mutluluk hormonu dediğimiz farklı hormonlar ve vücut direncimizin sağlanmasını sağlayacak kortizon hormonları gibi çeşitli hormonların gece yarısında sabaha doğru salgılandığını biliyoruz. Gündüz uykusu gece uykusunun aslında yerine geçmez. Ama mecbur kalırsak tabii ki gece uykusunu gündüz kapatmamız mümkün olur.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/7-saatten-az-uyuyan-bireylerin-hastalik-orani-3-kat-artiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jan 2024 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw130075-01.jpg" type="image/jpeg" length="44319"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Migren ağrılarında botoks tedavisi]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/migren-agrilarinda-botoks-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/migren-agrilarinda-botoks-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Rabia Sedef Üre, migren ağrısının tedavisinde kullanılan botoks uygulaması hakkında bilgilendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Migreni; kişilerin günlük yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkileyebilen bir primer başağrısı olarak tanımlayan Dr. Üre, “Bununla birlikte, Migren ilerleyen dönemlerde kronik ağrılara yol açabilecek düzeylere ulaşmaktadır. Migren ağrısından şikayetçi olan kişilerin Mutlaka nöroloji uzmanları tarafından kontrol edilmesi ve uygun tedavi yönteminin bulunması gerekmektedir.” dedi.<br />
<br />
<strong>Belirtiler herkeste farklı olabilir</strong></p>

<p>Migren hastalığının herkesteki belirtilerinin farklı olabileceğine dikkat çeken Dr. Üre, “Her hastada tüm belirtiler olmayabilir. Migren atakları 4 ile 72 saat sürebilmektedir.” diye konuştu. Ağrının, şiddetli ya da orta düzeyde olabileceğini aktaran Üre, şunları söyledi:</p>

<p>“Bununla birlikte, kusma ya da bulantı görülebilir. Ayrıca ses ve ışık rahatsızlık vermektedir. Fiziksel aktivite ve baş hareketleri ile ağrının şiddeti daha çok artmaktadır. Ağrılı bir migren atağında görme bozukluğu, kırık ışık, bulanık görme gibi şikayetler ortaya çıkmaktadır.”<br />
<br />
<strong>Migren botoksu ne zaman devreye girer</strong></p>

<p>Migrenlerin atak sıklığı ve süresine göre Kronik migren ve Epizodik migren olmak üzere ikiye ayrıldığını belirten Dr. Sedef Üre, migren botoksuyla ilgili şöyle konuştu:</p>

<p>“Migren belli bir atak sayısına kadar atak tedavileri ile, atak sayısı arttığında ise önleme tedavileri ile tedavi edilmektedir. Kronikleşmiş migrende düzenli ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da düzenli ilaç tedavisini kullanamayacak olgularda migren botoksu bir tedavi seçeneğidir. Clostridium Botulinum bakterisinin ürettiği Botulinum toksin yani halk arasında bilinen ismiyle botoks estetik uygulamalar başta olmak üzere birçok rahatsızlığın tedavisinde kullanılabilmektedir. Migren botoksu migren ataklarını önlemede etkili bir tedavi olarak uzun zamandır kullanılmaktadır.”<br />
<br />
<strong>Migren botoksu kimler için uygun?</strong></p>

<p>Migren botoksu kronik hale gelen ve ilaç tedavisine yanıtsız migren ataklarının tedavi edilmesinde ve yaşam standartlarının iyileştirilmesinde oldukça etkili bir yöntem olduğunu ifade eden Dr. Üre, şu bilgileri aktardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Ancak işlemin yapılması için öncelikle nöroloji uzmanının kontrolü gerekir. Fiziksel muayene, kan tahlili ve MR taraması gibi çeşitli tetkiklerden sonra uygun hastalarda gerekirse tedaviye başlanabilir. Migren botoksu hamilelere, belirli sağlık problemi olan hastalara ve emzirme dönemindeki annelere yapılmaz. Migren botoksu tedavisinin her bir uygulaması yaklaşık 1 saat sürmektedir. Migren botoksu uygulamasının ektilerini göstermesi kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir. Bunda atakların şiddeti ve kişinin tedaviye vereceği yanıt etkilidir. Ancak genel olarak migren botoksu tedavisi uygulamadan 15 gün sonra etkisini göstermektedir.”<br />
<br />
<strong>Kaç seans yapılması gerekir?</strong></p>

<p>Migren botoksu tedavisinin; standart olarak ilk yıl 4 ayda bir olmak üzere senede 3 seans uygulandığını dile getiren Dr. Sedef Üre, şöyle konuştu:</p>

<p>“İlk uygulamadan sonra 4-6 aylık süre içerisinde ikinci uygulama yapılmaktadır. Daha sonra hastanın ihtiyacına göre 4-6 ay ya da daha uzun sürelerde tekrarı yapılabilir. Migren botoksu tedavisinin etkileri kişiden kişiye değişebilmektedir. Yaşanan migren ataklarının yoğunluğu ve şiddeti migren botoksunun etkinliğinde önemli rol oynamaktadır. Genel olarak migren botoksu tedavisinin etkisi ortalama 4 ile 6 ay kadar sürmektedir. Migren kaynaklı ağrıların kontrol altına alınmasında başarı oranı çok yüksektir.”<br />
<br />
<strong>Migren botoksunun yan etkileri var mı?</strong></p>

<p>Migren botoksu uygulamasının konusunda uzman ve bu konuda deneyimli doktorlar tarafından yapılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Üre, görülebilecek yan etkileri şu şekilde sıraladı:</p>

<p>“Enjeksiyon yapılan bölgede alerjik reaksiyon, enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı ya da kanama görülebilir. Migren botoksu uygulamasının uzun süreli sık kullanımlarında vücut botoksa karşı antikor üretebilmektedir. Bu da tedavinin etkinliğini zaman içeresinde azaltabilmektedir. Migren botoksu uygulaması sonrasında kişide yan etkiler gözlemleniyorsa doktora başvurulmalıdır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/migren-agrilarinda-botoks-tedavisi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/migren-agrilarinda-botoks-tedavisi.png" type="image/jpeg" length="77425"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sömestir tatilinde çocukların beslenme düzenini korumak büyük önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/somestir-tatilinde-cocuklarin-beslenme-duzenini-korumak-buyuk-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/somestir-tatilinde-cocuklarin-beslenme-duzenini-korumak-buyuk-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sömestir tatilinde çocukların okul günlerindeki beslenme düzenini korumaları gerektiğini belirten Özel Eskişehir Anadolu Hastanesi Diyetisyeni Büşra Özcan, “Çocukların sömestir tatilinde beslenme düzenlerinin korunmasına ve üç öğün yemek yemesine dikkat etmeliyiz” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülke genelinde yüzbinlerce öğrenci, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının ilk yarısını tamamlayarak 2 haftalık sömestir tatiline başladı. Okul döneminde çocukların sabah kalkma, kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği ve yatma saatleri belirli bir düzende ilerlerken, sömestir tatilinde bu saatlerde değişiklikler meydana gelebiliyor. Uyku saatlerine bağlı olarak öğün saatlerinin de değişebildiğini fakat kahvaltı öğününün asla atlanmaması gerektiğini belirten Özel Eskişehir Anadolu Hastanesi Diyetisyeni Büşra Özcan, “Kahvaltı gece uzun süren açlık sonrasında günün en önemli öğünüdür” dedi.<br />
<br />
<strong>“Sömestir tatilinde beslenme düzenini bozmadan sürdürmemiz gerekiyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sömestir tatilinin kısa olmasından dolayı beslenme düzeninin bozulmamasında büyük fayda olduğunu belirten Diyetisyen Büşra Özcan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Sömestir tatilinde sağlıklı beslenme çok önemli. Ara öğünler atlanmamalı. Çocukların sıklıkla kahvaltı öğününü atladıkları görünüyor. Ancak kahvaltı gece uzun süren açlık sonrasında günün en önemli öğünüdür. Yeterli ve dengeli kahvaltıyı öneriyoruz. Kahvaltıda bir yumurta, bir dilim beyaz peynir, mevsim yeşillikleri, avokado, zeytin veya ceviz gibi sağlıklı yağ gruplarını tercih edebilirsiniz. Eğer çocuklarınız kahvaltı öğününü sevmiyorsa eğlenceli sunumlarla sağlıklı pizza tarifleri ya da krep tarifleriyle kahvaltıyı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Günlük kalsiyum ihtiyacını karşılamak için günde 3-4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketimini öneriyoruz ama paketli meyveli yoğurtlar ve meyveli sütler yerine kendi evde hazırladığınız sütlü tatlıları tercih edebilirsiniz. Ayrıca kuru baklagil tüketimi ve omega 3 kaynağı olan balığı da haftada iki defa öneriyoruz. Bağışıklık sisteminin korunması da sağlıklı beslenmede önemli bir konu. C vitamini kaynaklarının tüketilmesini öneriyoruz. Bunun için günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi gerekli. Ara öğünler de atlanmamalı. Çocuklara ara öğünlerde çiğ kuruyemişler veya meyveler gibi küçük atıştırmalıklar verebilirsiniz. Sömestirde de aslında uyku düzeni bozulduğu için beslenme düzenleri ve öğün saatleri bozuluyor. Uyku düzeni burada önemli bir konu. Çocuklar en geç saat 22.00 gibi yatırılıp, sabah yine aynı düzenlerinin devam ettirilmesi gerekiyor. Üç öğün beslenme öneriyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/somestir-tatilinde-cocuklarin-beslenme-duzenini-korumak-buyuk-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw127436-01.jpg" type="image/jpeg" length="98469"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lezzetinden çok şifa için tüketiliyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/lezzetinden-cok-sifa-icin-tuketiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/lezzetinden-cok-sifa-icin-tuketiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’deki vatandaşların, şeker pancarı, üzüm, dut ve keçiboynuzu gibi birçok üründen elde edilen pekmezi, lezzetinden çok çeşitli rahatsızlıklarına şifa bulmak niyetiyle tükettiği belirtiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genel olarak kış ayında tahinle birlikte tercih edilen pekmezin satışları, ekim aylarında başlayıp nisan ayına kadar artıyor. Birçok üründen zorlu bir sürecin ardından elde edilen doğal bir kaynak olan tatlı lezzet pekmez, birçok kişi tarafından şifa niyeti ile tercih ediliyor. Yıllardır pekmez satıcılığı yapan Ahmet Ünlü, bu değerli ürünün geleneksel usullerle yapıldığını dile getirirken, faydalarını da saya saya bitiremedi. Pekmezin özellikle kandaki demir eksikliğine ve kansızlığa iyi geldiğini dile getiren Ünlü, “Pekmezin tahinle karışımı da aynı zamanda sofraların değişmez bir ürünü olarak Eskişehir halkı tarafından çok tutuluyor. Pekmezin tahinle karışımının yanı sıra yoğurtla da karıştırılıyor. Ondan sonra çeşitli şekillerde helva yapımı için de kullanılıyor. Tahin de aynı zamanda yine ev kadınları tarafından kurabiye, tahinli pide ve benzeri ürünler için kullanılıyor. Bundan dolayı Eskişehir’de tahin satışı diğer illere göre daha fazladır” ifadelerine yer verdi.<br />
<br />
<strong>“Pekmezi tereyağıyla karıştırıp içtikleri zaman öksürük ve nezleye çok iyi gelir”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üzüm pekmezinin en fazla tercih edilen çeşit olduğunu dile getiren Ahmet Ünlü, “Üzüm pekmezinin yanı sıra keçiboynuzu pekmezi de çok tüketilmektedir. Daha sonra dut pekmezi tüketiliyor. Pekmezler Türkiye'nin çeşitli yörelerinden gelmektedir. Keçiboynuzu pekmezi Akdeniz Bölgesi’nden, üzüm pekmezi Ege Bölgesi’nden, dut pekmezi ise Adıyaman ve Malatya yörelerinden gelmektedir. Son 3-4 senedir yeni yeni Eskişehir’de özellikle İnönü, Seyitgazi, Alpu ve yakın köylerinden pancar pekmezi üretimi başlamıştır. Pancar pekmezi de çok kalitelidir. Bu bakımdan pancar pekmezine de talep her geçen gün artmaktadır. Pekmezlerin vermiş olduğu şifalar ise saymakla bitmiyor. Özellikle pekmez, tereyağı veya zencefille karıştırılıp içildiği zaman öksürüğe ve nezleye iyi geliyor. Müşterilerimiz, son zamanlarda meydana gelen salgın hastalıklar sebebiyle daha çok pekmez tüketmeye başladılar” ifadelerine yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/lezzetinden-cok-sifa-icin-tuketiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jan 2024 17:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw126213-04.jpg" type="image/jpeg" length="41179"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rahim ağzı kanseriyle ilgili jinekolog uyarısı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/rahim-agzi-kanseriyle-ilgili-jinekolog-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/rahim-agzi-kanseriyle-ilgili-jinekolog-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Özgür Gürsoy, jinekolojik kanser türleri arasında ilk sırada yer alan rahim ağzı kanserinin 'korunmayla önlenebilecek' kanserlere en iyi örnek olduğunu, erken tanı ve taramayla vakaların üçte birinin engelleneceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Özlem Özgür Gürsoy rahim ağzı (serviks) kanserinin, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olması nedeni ile ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Rahim ağzı kanserinin Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) 2020 yılı verilerine göre meme, akciğer ve kolorektal kanserden sonra görülme sıklığına göre dördüncü, jinekolojik kanser türleri arasında ise ilk sırada yer aldığını aktaran Dr. Gürsoy, "Serviks kanseri gelişiminde Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu rol oynamaktadır. HPV, en sık cinsel yolla bulaşmaktadır. Bu nedenle ilk cinsel ilişki yaşı, partner sayısı ve sigara bu kanser tipinin gelişiminde önemli risk faktörleri olarak değerlendirilir" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Erken tanı ve tarama ile vakaların üçte biri engellenebilir"</strong></p>

<p>Uzun süre devam eden HPV enfeksiyonlarının kansere ilerleme süreci oldukça uzun olduğu için tanı ve tedavi için oldukça geniş bir zaman aralığı bulunduğuna değinen Dr. Gürsoy, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) erken tanı ve tarama ile vakaların üçte birinin engellenebileceğini bildirdiğini hatırlattı. Dr. Gürsoy, bu nedenle DSÖ’nün 2020 yılında ilk defa bir kanser için eliminasyon programı başlattığından bahsederek, "Belirlenen hedef, 2030 yılında 15 yaşına gelmiş kız çocuklarının yüzde 90’ı HPV aşısını yaptırmış, 35-45 yaş arasındaki kadınların yüzde 70’ine tarama yapılmış ve servikal hastalık tanısı almış kadınların yüzde 90’ının tedaviye ve bakıma ulaşabiliyor olmasıdır" dedi.<br />
<br />
<strong>"DSÖ’ye göre ilk aşı 9-15 yaşlarında yapılmalı"</strong></p>

<p>Servikal kanser için aşı geliştirilmesinin bu mücadelede çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayan Dr. Gürsoy “DSÖ’ye göre ilk aşı 9-15 yaşlarında yapılmalı ve 0, 6-12 aylık program şeklinde iki doz program uygulanmalıdır. 15 yaşından sonra aşılama 0, 1-2, 6 aylık program şeklinde üç doz olarak planlanmalıdır. Aşıların daha önce ilişkiye girmemiş kişilere uygulanması önerilir zira ilk kez cinsel ilişkiye girdiği anda HPV enfeksiyon riski bulunmaktadır. 2019'da erişkinlerin de aşılanması gerekliliği ortaya konmuş ve aşı için yaş aralığı 9-45 yaş olarak genişletilmiştir. Ancak 45 yaş üzerinde kullanım için henüz ruhsatlı değildir" sözleriyle aşılar hakkında bilgi verdi.<br />
<br />
<strong>"30-65 yaş aralığında 5 yılda bir HPV testi yapılmalı"</strong></p>

<p>Dr. Gürsoy serviks kanserinin 'korunmayla önlenebilecek' kanserlere en iyi örnek olduğunun altını çizerek aktif tarama programlarının uygulandığı toplumlarda kanserden kaynaklanan ölüm oranlarının önemli ölçüde azaldığını dile getirdi. Tarama programlarının etkin bir şekilde uygulanabilmesi için de toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini belirten Dr. Gürsoy şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"2014 yılından itibaren ülkemizde ulusal serviks kanseri tarama programı yürürlüğe konmuştur. Serviks Kanseri Ulusal Tarama Standartları’na göre 30-65 yaş grubundaki her kadının 5 yılda bir HPV testi ile taranması, pozitif çıkan olguların smear ile tekrar değerlendirilmesi sonrasında beş yıllık aralıklarla tekrarlanması ve son üç testi negatif olan 65 yaşındaki kadınlarda taramaya son verilmesi planlanmıştır.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/rahim-agzi-kanseriyle-ilgili-jinekolog-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jan 2024 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/rahim-agzi-kanseriyle-ilgili-jinekolog-uyarisi.png" type="image/jpeg" length="49715"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından sömestr tatilinde uyku düzeniyle ilgili uyarı]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/uzmanindan-somestr-tatilinde-uyku-duzeniyle-ilgili-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/uzmanindan-somestr-tatilinde-uyku-duzeniyle-ilgili-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sömestr tatilinde öğrencilerin uyku düzeninin korunması gerektiğini belirten Eskişehir Şehir Hastanesi Uyku Merkezi’nde görevli Prof. Dr. Vural Fidan, “Tatilin kısa olması sebebiyle uyku düzenini bozmadan devem ettirmek gerekiyor” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yurt genelinde binlerce öğrenci 2 hafta sürecek olan sömestr tatiline girdi. 2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı’nın ilk döneminde belli bir uyku düzeniyle okul hayatına devam eden öğrencilerin, sömestr tatilinde de uyku düzenlerini korumaları konusunda uzmanlar uyarıda bulunuyor. Vücut sağlığının genelini ve öğrenebilme kapasitesini doğrudan etkileyen uyku düzeninin 2 hafta gibi kısa bir tatil sürecinde bozulmaması için ailelere de büyük sorumluluğun düştüğünü belirten Eskişehir Şehir Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz Bölümü’nde ve Uyku Merkezi’nde görevli Prof. Dr. Vural Fidan, “Teknolojik araçlarla geçirilen vaktin sınırlandırılması gerekiyor” dedi.</p>

<p><strong>“Tatilin kısa olması sebebiyle uyku düzenini bozmadan devem ettirmek gerekiyor”</strong></p>

<p>Sömestr tatilinin kısa olmasından dolayı bozulacak uyku düzeninin 2023-2024 Eğitim Öğretim Yılı’nın ikinci döneminde olumsuzluklarına neden olabileceğini belirten Prof. Dr. Vural Fidan, “Bu tatil süreci yaz tatili gibi değil. Kısa bir süreç olması sebebiyle bu zamanda çocukların tam tatil modunda olmaması gerekiyor. Bu sebeple tabii ki okul dönemindeki gibi çok erken yatıp çok erken kalkmak değil, belki bir saatlik gecikmeyle günlük uyku süreçlerini korumalarını bekliyoruz. O da ortalama olarak çocuklarda 8-9 saatlik bir süreç olacaktır. Tatilin kısa olması sebebiyle bu yatma saatlerinin çok geç olmaması ve gündüz uyanması ve eskisinden en fazla bir saatlik bir farklı olmasını öneririz. Tabii bu sürecin korunabilmesi için ailelerin mutlaka ve mutlaka çocukların uyku düzenlerini okul dönemlerindeki gibi sağlamaları gerekiyor” dedi.</p>

<p><strong>“Teknolojik araçlarla geçirilen vaktin sınırlandırılması gerekiyor”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tatil sürecinde çocukların teknolojik aletlerin başında geçirdikleri zamanın kısıtlanması ve mavi ışık temasının en aza indirilmesi konusunda ailelere de sorumlulukların düştüğünü belirten Fidan, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Teknolojik araçlarla, özellikle akşamüzeri yatmadan bir saat önce özellikle mavi ışık temasını azaltmak maksadıyla çok fazla uğraşmamalarını öneriyoruz. Bu süreçte çocuklar tatilde olması sebebiyle biraz daha belki televizyon veya teknolojik araçlarla daha fazla zaman geçirmek isteyeceklerdir. Fakat bunu da kısıtlamanız gerekiyor. Uyku düzenini sağlayabilmeleri için önce uyku hijyenini sağlamaları gerekiyor. Uyku hijyeni dediğimiz olay da çocukların yatmış oldukları ortamın uykuya uygun olması gerekiyor. Bu uykuya uygunluğu sağlayabilmek için sessiz, oda ısısının da yaklaşık 22-23 derece civarında olmuş olması bizler için uygundur.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/uzmanindan-somestr-tatilinde-uyku-duzeniyle-ilgili-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 20 Jan 2024 18:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw124066-01.jpg" type="image/jpeg" length="68733"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yenidoğan bebekler için 22 bin fidan dikildi]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/yenidogan-bebekler-icin-22-bin-fidan-dikildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/yenidogan-bebekler-icin-22-bin-fidan-dikildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ile Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü arasında imzalanan "Her Yenidoğana Bir Fidan" protokolü çerçevesinde bugüne kadar toplamda 22 bin fidan dikildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir Şehir Hastanesi ile Yunus Emre Devlet Hastanesinde doğan her bebek adına devam eden protokol, 2019 yılından bu yana sürüyor. Farklı dikim dönemlerinde Turgutlar mevkiinde bin 750 fidan, 15 Temmuz Şehitler Ormanı mevkiinde 4 bin fidan, Karapazar mevkiine 5 bin 50 fidan, Kanlıpınar mevkiine 5 bin 100 fidan ve son olarak da Yeniakçayır mevkiine 6 bin 100 fidan olmak üzere, bugüne kadar toplamda 22 bin fidan dikildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuyla ilgili açıklamada, "Eskişehir Şehir Hastanesi ile Yunus Emre Devlet Hastanesinde doğan her bebeğin annesine, taburcu olmadan önce bebeği adına düzenlenmiş fidan sertifikası takdim edilmekte olup dikim mevsimi geldiğinde sertifika teslim edilen her bir bebek için 1 fidan dikilmektedir. Üzerinde barkot bulunan sertifika ekrana okutulduğunda, fidanın bulunduğu ormanın konumu görülebilmektedir. 2023 yılı Eylül ayında geçerlilik süresi dolan söz konusu protokol; 18 Ocak 2024 tarihinde Eskişehir İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yaşar Bildirici ile Eskişehir Orman Bölge Müdürü İsmail Çetin arasında yeniden imzalanarak yürürlüğe konuldu" denildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/yenidogan-bebekler-icin-22-bin-fidan-dikildi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw122571-01.jpg" type="image/jpeg" length="81764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Açık kalp ameliyatı yerine 30 dakikalık operasyonla sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/acik-kalp-ameliyati-yerine-30-dakikalik-operasyonla-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/acik-kalp-ameliyati-yerine-30-dakikalik-operasyonla-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Şehir Hastanesinde 84 yaşındaki bir hastanın kasığından iğneyle girilerek kalp keseciğindeki pıhtı atan açıklık kapatıldı. Operasyonu gerçekleştiren Kardiyoloji Uzmanı Doçent Dr. Özge Turgay Yıldırım, “Açık kalp ameliyatı yerine kasıktan iğne ile girerek hastamızı sağlığına kavuşturduk” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 50 yıldır kalp rahatsızlığı yaşayan ve 2 kez kalpten beyne pıhtı atması sonucu felç geçiren 84 yaşındaki Yılmaz Ünallı, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen 30 dakikalık operasyon ile sağlığına kavuştu. Uzun yıllar ilaç tedavisi gören fakat felç rahatsızlıklarının önüne geçemeyen Ünallı, Eskişehir Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nde görevli Doç. Dr. Özge Turgay Yıldırım, Doç. Dr. Mehmet Özgeyik tarafından Prof. Dr. Başar Candemir desteğiyle hayatını değiştirecek bir operasyona alındı. Genel olarak açık kalp ameliyatı şeklinde gerçekleştirilebilen operasyonu, hastanın kasık bölgesinden iğneyle girerek kalbinde pıhtı atan keseciğe şemsiye şeklinde parça yerleştirilmesiyle 30 dakika gibi kısa bir sürede tamamlayan Eskişehir Şehir Hastanesi doktorları, felç rahatsızlığının tekrarlanma ihtimalini en aza indirerek 84 yaşındaki Yılmaz Ünallı’yı sürekli ilaç kullanımından kurtardı. Yapılan operasyon hakkında bilgi veren Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Özge Turgay Yıldırım, “Kasıktan anjiyo gibi plastik bir iğne üzerinden ilerleyerek sol kulakçığın içine girip, oradaki keseciği bir şemsiye benzeri malzemeyle kapattık” dedi.<br />
<br />
<strong>“Açık kalp ameliyatı yerine kasıktan iğne ile girerek hastamızı sağlığına kavuşturduk”</strong></p>

<p>Birçok hastanede açık kalp ameliyatına alınan hastaların 2 ila 4 saat kadar operasyon geçirdiğini, fakat Eskişehir Şehir Hastanesi’nde bu sol atriyal apendiks kapama işlemini kesi olmadan 30 dakikalık müdahale ile tedavi ettiklerini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doçent Dr. Özge Turgay Yıldırım, “Biz bu işlemde ritim bozukluğu olan yüksek riskli bazı hastalarda yapılan bir işlemi gerçekleştirdik. Bu işlem bölgemizde çok sık yapılan bir işlem değildir. Biz bu hastamıza ‘Sol Atriyal Apendiks Kapatma’ işlemi yaptık, tekrarlayan inmeleri olan ve mağduriyet yaşayan bir hastamızdı. Kan sulandırıcı tedavisini almasına rağmen inme tekrarlıyordu, bu yüzden bu işlemi yapmaya karar verdik. Hastamızda ritim bozukluğu var. Bu ritim bozukluğu kalbin içindeki kulakçıkta ‘apendiks’ dediğimiz bir kesecik içinde pıhtı birikmesine neden olan bir hastalık ve kalp kaynaklı inmeye neden oluyor. Biz bu kese ağzını bir şemsiye yardımıyla kapatabilirsek, bu bölgeden pıhtı atmasını ve felç geçirmesini engellemiş oluyoruz. Normalde bu işlem açık kalp ameliyatı ile de yapılabiliyor ama bizim farklı olarak yaptığımız kasıktan anjiyo gibi plastik bir iğneyle girerek ve buradan ilerleyerek, sol kulakçığın içine girip, oradaki keseciği bir şemsiye benzeri malzemeyle kapattık. Yani herhangi bir kesi olmadan kasıktan iğne yardımıyla bu işlemi yapmış olduk ve hastamızın tekrar kalp kaynaklı inme riskini çok ciddi derecede azaltmış olduk. Bu ameliyatı açık kalp ameliyatı şeklinde yaparsak önce kemiği açmamız ve kalbin içerisine girmemiz gerekiyor. Hatta kalbi kesmemiz daha sonraysa orayı kapatmamız ve bağlamamız gerekiyor ama biz bu işlemi iğneyle kasığı uyuşturarak yapıyoruz. Bu işlem yaklaşık 15 ila 30 dakika arasında sürüyor. Hastamız ise günübirlik bir yatış sonrası taburcu olabiliyor. Eğer açık kalp ameliyatı şeklinde yapılırsa hastamızın en az bir hafta yatması gerekir, onun haricinde işlem 2 - 4 saat arası sürebilir, ameliyatın içerik ve tipine göre değişir. Gerçekten pıhtı kalp içinde bu kesecikten kaynaklıysa biz zaten bu kesenin ağzını kapatıyoruz, bu durumda bu pıhtının buradan çıkıp gitmesi teorik olarak çok zor. Çok nadir olarak tekrarlayabilir tabi ama bu hastalar normalde ömür boyu kan sulandırıcı tedaviye mahkum hastalardır, biz burayı kapattığımızda kan sulandırıcıları dahi kesebiliyoruz. En önemli artısı bu ve hastamız tekrar inme geçirmiyor. Hastamız bu işlemden sonra şikayetlerinin gerilediğini, tekrar baş dönmesi ve dengesizlik şikayetlerinin olmadığını söyledi. Klinik olarak da fayda gördük” dedi.<br />
<br />
<strong>“50 yıldır kalp rahatsızlığı ile uğraşıyorum”</strong></p>

<p>Uzun yıllar boyunca kalp rahatsızlığından tedavi görmesine rağmen 2 kez felç geçirdiğini fakat şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirten 84 yaşındaki Yılmaz Ünallı, “Benim son ameliyatımda sağ olsun Özge hocam teşhisi koydu. Beni hastanede yatırıp sağlığıma kavuşturdu. Ben de kalple ilgili sıkıntı 50 senedir var. Bu hastalık için bir hap vardı ben onu kullanıyordum, o derhal geçiriyordu ama hastalık geldiği zaman çok zorlanıyordum. En acı tabirle çocuklarım başımda ağlaşıyorlardı. Allah’a hamdolsun o hapların sayesinde bu zamana geldik, şimdiki teşhisle ise daha güzel oldu. Yani bu yaşta kendime çok güveniyorum, sağlamımım. Bundan evvel beynimde bir pıhtı attı, rahatsız oldum. Hatta ağzım yüzüm biraz eğildi, sol tarafım felç oldu. Bu ikinci de o kadar olmadı, artık ayaklarımın üzerine basabiliyorum ve rahat yürüyebiliyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Beni Türk hekimlerine emanet edin” diyorum. Ben hep Türk doktorlarına gelince iyi oldum. Şehir Hastanesi’nden memnun oldum tabi olmaz mıyım? Çok rahat ettim. Hasta girdim, şifalı çıktım. Hocam teşhisi koyalı 12 gün oldu, ameliyattan sonra Allah’a şükürler olsun kalbimde en ufak bir rahatsızlık görmedim” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>“Hastalıklarının yüzde 80’i geçti”</strong></p>

<p>Babasının hastalığının hayatını olumsuz etkilediğini belirten Yılmaz Ünallı’nın oğlu 55 yaşındaki Mustafa Ünallı ise şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Aralık ayının başlarında babamın beynine pıhtı attı, Sivrihisar’da acile gittik, oradaki başhekimimiz Ebru hanım bizi Eskişehir Hastanesi’ne yönlendirdi. Babamın beynine pıhtı attığında özellikle sol tarafında bir rahatsızlık vardı, ayakları çapraz duruyordu, yürüyemiyordu ve denge kaybı vardı. Bunlara ek olarak öksürüğü ve nefes darlığı da vardı. Şu anda bu hastalıkların yüzde 80’i geçti geçti. Hemen hemen hiçbir sıkıntımız yok, hastamız bu konuda çok rahat. Bütün doktorlarımız her konuda bize çok destek oldular, insan şifa bulunca morali yerine geliyor, hastamızın morali yerine gelince de biz de moralleniyoruz. Hastamız şu an hayatından memnun dolayısıyla biz de memnunuz. Eskişehir Şehir Hastanesi’ne çok teşekkür ediyoruz.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/acik-kalp-ameliyati-yerine-30-dakikalik-operasyonla-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jan 2024 13:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw121654-02.jpg" type="image/jpeg" length="45442"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Soğuk hava diğer hastalıklara yol açar mı?]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/soguk-hava-diger-hastaliklara-yol-acar-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/soguk-hava-diger-hastaliklara-yol-acar-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Kardiyoloji Uzm. Dr. Celal Kırdar soğuk havalar kalp üzerindeki etkisi hakkında bilgiler verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuk havanın kalp üzerindeki etkisini anlatan Kardiyoloji Uzm. Dr. Celal Kırdar, mevsimler arasında yaşanan ani ısı değişiklikleri sağlımızı etkileyebiliyor. Kış aylarında ve kışın en soğuk olduğu dönemlerde kalp krizi oranında artışlar görülmektedir. Soğuk havanın etkisi ile kan damarlarında büzüşme ve daralma olur. Bu daralma kalp ve damar sisteminde bazı sorunlara neden olur. Kalp vücuda oksijen bakımından zengin kanı pompalamak için daha fazla çalışmak zorunda kalır.</p>

<p><strong>Soğuk hava diğer hastalıklara yol açar mı?</strong></p>

<p>Soğuk havalar ile birlikte grip ve zatürre gibi hastalıkların görülme olasılığı arttığını belirten Kırdar, “ Bu tür hastalıklar özellikle kronik kalp hastalığı olanlarda çok ağır seyretmekle birlikte kalp yetersizliği hastalarının stabil olan durumunun bozularak hastaneye yatmalarına ve hatta ölüme kadar ilerleyebilir. Kronik hastalığı olan hastaların grip ve zatürre aşılarını yaptırmaları bu riskin azalmasında çok önemlidir.” sözleriyle grip ve zatürre aşılarının yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Kalp hastalarında ne oluyor?</strong></p>

<p>Kırdar, soğuk havanın kalp hastalarındaki etkisini şöyle anlattı;</p>

<p>“Kalp hastalarında eğer vücut sıcaklığınız düşerse kalbimiz bu sıcaklığı sağlaması için organlarımız ve kolumuz, bacağımız, bütün kaslarımız daha çok çalışmak zorunda kalır, kalbi hızlandırır, daha fazla kan göndermek için, daha fazla çalışır ve sonunda yorgun düşebilir. Sağlıklı kişide belki bu hiçbir soruna yol açmayabilir ancak kalp yetmezliği olan koroner arter hastalığı, hipertansiyonu olan kişilerde bu kalbi zorlayan bir etkendir.</p>

<p>Soğuk havalarda kalp sağlığını korumak için önerileriniz nelerdir;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1.Yürüyüş için öğlen saatlerini tercih edin.</p>

<p>2.Göğsün ön bölgesine soğuk havanın direkt gelmesini engelleyin, montunuzun önünü kapalı tutun</p>

<p>3.Dışarı çıkarken boyun bölgesini içine alacak kaşkol gibi aksesuarlar kullanın.</p>

<p>4.Kalın ve sıcak tutacak kıyafetler giyin.</p>

<p>5.Bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek gıdalar tüketin.</p>

<p>6.Düzenli beslenmeye ve sıvı alımına özen gösterin.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/soguk-hava-diger-hastaliklara-yol-acar-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jan 2024 19:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw107030-01.jpg" type="image/jpeg" length="56934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyaca bilinen hünnap meyvesinin faydaları pes dedirtiyor]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/dunyaca-bilinen-hunnap-meyvesinin-faydalari-pes-dedirtiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/dunyaca-bilinen-hunnap-meyvesinin-faydalari-pes-dedirtiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de yıllardır aktarlık yapan Metin Ağılönü, dünyaca bilinen ve tüketilmesi gereken meyvelerden biri olan 'Hünnap' meyvesinin faydalarını anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Odunpazarı ilçesi Taşbaşı Caddesi’nde uzun yıllardır aktarlık yapan Metin Ağılönü, Çin hurması olarak da bilinen hünnap meyvesi, Güney Asya'ya özgü olduğunu, ancak günümüzde ise dünya çapında yaygın hale geldiğini belirtti. Ağılönü, hünnap meyvesinin, büyük çiçekli çalılarda veya ağaçlarda büyüdüğünü söyledi. Ağırönü, hünnap meyvesinin, insan sağlığı için önemli rol oynadığını söyleyerek birçok sağlık sorunu için öneminden bahsederek, kalp, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi, kas kontrolü, diş ve kemikler için faydalı olduğunu ifade etti. Hünap'ın kilosu ise boyutuna göre değişmekte olduğu, kilogram fiyatının 80 ile 125 TL arasında değişkenlik gösterdiği ifade edildi.<br />
<br />
<strong>“Hünnap bir vitamin deposudur”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aktar Metin Ağılönü, hünnabın bir vitamin deposu olduğunu, özellikle kış aylarında tüketildiğinde insan sağlığı için önemli olduğunu söyleyerek faydalarını tek tek sayarak şöyle konuştu,</p>

<p>“Hünnap bir vitamin deposudur ve aynı zaman da Çin hurması olarak da biliniyor. Hünnap meyvesi, Güney Asya'ya özgü bir meyvedir. Ancak günümüzde tüm dünya da yaygın hale geldi, geliyor. Hünnap meyvesi, hem yiyecek olarak hem de ilaç yapımında kullanılıyor. Hünnap meyvesinin kalorisi düşüktür, ancak lif, vitamin ve mineral bakımından zengindir. Yüksek lif içeriği ve düşük kalorisi nedeniyle, hünnap mükemmel ve sağlıklı bir atıştırmalıktır. Özellikle antioksidan ve bağışıklık artırıcı özelliklere sahip, önemli bir vitamin olan hünnap C vitamini bakımından zengindir. Ayrıca kas kontrolünde önemli bir yeri vardır. Makul miktarda potasyum da içeriyor. Bunların yanında hünnap meyvesi, vücuda enerji sağlayan doğal şekerdir. Hünnap meyvesinin vücudumuza birçok faydası vardır. Örnek vermek gerekirse, kalp sağlığını koruyor, sinir sistemini sağlığını korur, cilt salığını için faydalı bir meyvedir. Diş, kemik ve kas sağlığını koruyan bir meyvedir. Aynı zamanda düzenli ve yeteri miktarda tüketilirse enerji santralidir. Özellikle bu aylarda yani soğuk havalarda sindirim sistemimizi ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi kilo vermek isteyenlerde kullanıyor. Antioksidan değeri yüksek bir meyvedir diyebilirim” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/dunyaca-bilinen-hunnap-meyvesinin-faydalari-pes-dedirtiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jan 2024 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/aw119980-01.jpg" type="image/jpeg" length="30014"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[143 hasta kornea nakli ile sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://www.eskisehirhaber26.com/143-hasta-kornea-nakli-ile-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.eskisehirhaber26.com/143-hasta-kornea-nakli-ile-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 16 yıldır yapılmakta olan ‘Kornea nakil’ operasyonları sayesinde 143 hasta ameliyatla sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunus Emre Devlet Hastanesi Göz Bankası Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Burak Özkan, kornea nakli ile ilgili yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Göz bankamız 2007 yılında kurulmuştur. Bankamız aktif olarak çalışmakta olup günümüze kadar birçok hastaya kornea nakli yapılmıştır. Kornea; göz küresinin en ön kısmında yer alan, kubbe şeklinde, saatinin ön yüzeydeki camı gibi düşünebileceğimiz saydam dokudur. Kornea tarafından kırılan ışık, göz bebeğinden gözün iç kısmına, oradan da beyine iletilerek görme sağlanır. Net görüntünün oluşabilmesi için sağlıklı ve saydam bir korneaya ihtiyaç vardır. Kornea nakli korneanın saydamlığını yitirdiği durumlarda yapılır. Dolayısıyla görmenin az olduğu tüm hastalara uygulanamaz. Halk arasında göz nakli olarak tabir edilse de nakil edilen doku sadece korneadır. Vericiden temin edilen sağlıklı kornea dokusu hastalara nakil edilmektedir. Kornea naklinde kornea dokusunun tamamı veya çeşitli katmanları nakledilebilir. Göz polikliniğimize başvuran ve kornea nakli ihtiyacı olan hastalarımızı belirlemekteyiz. Bu hastalar Sağlık Bakanlığı’nın ülke genelinde oluşturduğu organ nakil bekleme listelerine bankamız tarafından eklenmektedir. Uygun kornea bulunduğunda hastalar nakil işlemleri için hastaneye çağrılmaktadır. Kornea nakil için diğer organ nakillerinde gerekli olan doku uygunluğu aranmamaktadır. Nakil işlemi sonrası hastalar birkaç gün içerisinde taburcu edilmektedir” şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.eskisehirhaber26.com/143-hasta-kornea-nakli-ile-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jan 2024 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://eskisehirhaber26com.teimg.com/crop/1280x720/eskisehirhaber26-com/uploads/2024/01/143-hasta-kornea-nakli-ile-sagligina-kavustu.png" type="image/jpeg" length="12549"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
