Çarşamba, 13 Aralık 2017
.
13
Eskişehir
.
Orhan Durmuş

Trafik kabusu geri dönecek!

Değerli okurlar, Bu gün sizlere, tatil sezonunun bitmesiyle, şehrimizde yaşanması muhtemel olan ve görmeye alıştığımız trafik kâbusundan bahsedeceğim.

ÇİLE BAŞLIYOR
Artık tatil bitiyor, yakında okullar açılacak. Her zaman yaşadığımız trafik karmaşası ve trafik çilesi, bu yıl daha fazla kendisini hissettirecek. Sebebi belli: Şehrin alt yapısı ve yolları yetersiz. Uzun yıllardır belki de 20 yıldan bu yana devam eden bu soruna, artan nüfus ve artan hayat standardı da eklenince, yaşanan karmaşanın, yaşanan çilenin, yaşanan kaosun, üst sınırları aşmasına şaşırmamak gerek. Çünkü, çözüm üretmesi gereken sorumlular, çözüm üretmiyorlar. Çözüm üretmedikleri gibi, suçu başkalarına atarak, işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar.
Hani Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasında anlatıldığı gibi; eşeği çalınan Nasrettin Hoca’nın komşuları, sürekli hocayı eleştirip, suçun kendisinde olduğunu söylerlermiş. En sonunda hoca dayanamayıp “yahu, hırsızın hiç mi suçu yok” demiş.
Dolayısıyla, bizim Büyükşehir Belediyesi, suçu başkalarına atmaktan vazgeçmeli ve yapılması gereken yatırımları yapmalıdır.
Eğer iktidardaki Ak Parti Hükümeti, çevreyolunu üç şerite çıkarmasaydı, üzerlerine alt geçitleri (bat-çık’ları) yapmasaydı, Hatboyu’nu (tren hatlarını) yer altına almasaydı, bu gün çok daha kötü bir durum ortaya çıkacaktı.


TEMEL SORUN NE?
Şehrimizde yaşanan trafik sorununun çözümü için, öncelikle sıkışıklık yaşanan yerlerin tespitini yapmak gerekir. Yaşanan soruna genel olarak baktığımızda, üç bölgede yaşanan yoğunluğu, üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Bunlardan
Birincisi: Şehir merkezinde yaşanan ve yoğunluktan kaynaklanan sıkışıklık,
İkincisi: Odunpazarı ve Tepebaşı ilçeleri arasındaki geçişlerde yaşanan sıkışıklık,
Üçüncüsü: Şehir ile Organize Sanayi Bölgesi arasındaki yoğunluğun getirdiği sıkışıklık olarak tespit edilebilir.


ÇÖZÜMÜ NASIL OLUR?
Bu bölgelerde yaşanan sıkışıklıkları, belli bir plan dahilinde kısa vadeli, orta vadeli ve uzun vadeli yatırımlar yaparak, çözümler üretmek gerekir.
Kısa vadeli çözümler olarak: Trafik ışıklarında “yeşil dalga” uygulamasına geçilmeli. Yani araçlar, her kavşakta durmadan belli bir hız limiti dahilinde, trafik ışıklarına takılmadan yoluna devam edebilmelidir.
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, tramvay güzergâhlarında, tramvayın gidiş yönü istikametine giden ve sağa dönüş yapan araçlara, yeşil ışık yanarak, beklemelerinin önüne geçilmelidir. Yol üzerlerine yapılan araç parkları engellenerek, yasaklara uyulması denetlenmelidir.
Orta vadeli çözümler olarak:
a- Şehrin ulaşım haritası yeniden değerlendirilmeli, bütün cadde ve sokakların ulaşım durumu (tek yön, çift yön gibi) yeniden belirlenmelidir.
b- Trafik sıkışıklığının çok yoğun olarak yaşandığı, Atatürk Lisesi önü, Sanayi Kavşağı, yeni Adliye Sarayı önü, Köprübaşı, Atatürk Bulvarı’nın tramvay ile kesiştiği kavşak, Merkez Kütüphane önü, İstasyon-Kızılcıklı M. P. Caddesi kavşağı, Bursa Çevreyolunun Batıkent kavşağı gibi yerlere mutlaka üst geçit yapılmalı (taşıt yolu veya tramvay yolu olarak).
c- Kolay ulaşılan ve her kesin yararlanabileceği, büyük ve geniş otoparklar yapılmalıdır.
Uzun vadeli çözümler olarak:
a- Ana yolların hemen yanında olacak şekilde, ana yollara (Çifteler Caddesi, Yunusemre Caddesi, Sivrihisar Caddesi, Atatürk Caddesi, Cengiz Topel Caddesi gibi) alternatif yollar açılmalıdır. Bunun için gerekirse kamulaştırma yapılmalıdır.
b- Tramvay hattı, mutlaka viyadükler üzerinde yapılmalı veya yer altına alınmalıdır. Bu sayede, gelecek yıllardaki nüfus artışına bağlı olarak, araç sayısının da artabileceği düşünüldüğünde, taşıt trafiği ile tramvay hattının birbirini kesmesi de önlenmiş olacaktır.
c- Şehirde yeni gelişme alanları ihdas edilerek, yeni cazibe merkezleri oluşturulmalı. Şehir merkezini rahatlatacak, imar düzenlemeleri yapılmalıdır.


İRADE YOK
Elbette bunları yapmak için “irade gerekiyor”. Ama bunu göremiyoruz. 1999 yılından bu yana Büyükşehir Belediyesi’ni yönetenler, bir tane bile yeni bulvar, yeni cadde ve yol açmış değiller. İrade yok diyoruz çünkü, “engelleyici ve zorlaştırıcı” bir yönetim anlayışı var.
Masal Şatosu’na, Balmumu Müzesi’ne milyarları harcayan, hayvanlarını Avrupada’ki hayvanat bahçelerinden ücretsiz olarak alabilme imkânı varken, yine milyarlarca lira harcayarak hayvanat bahçesi açan ve yüksek ücretlerle aldığı hayvanları telef eden, bunun gibi yüksek maliyetli kültürel, sosyal ve sanatsal etkinlikler için para harcayan, her şeyi algıya bağlayan, olumlu imaj algısı oluşturmak için her şeyi yapan bir Büyükşehir Belediyesi, bu şehrin en temel sorunu olan “trafik sorunu” için de gereken yatırımları yapmalıdır.