Bana kitap önercilere '25

Abone Ol

“Geçmişini, ne zaman kesin bir plan yaptığını, ne kadar az günün tasarladığın gibi geçtiğini, ne zaman yüzünün doğal haline büründüğünü, ne zaman zihninin huzursuz olmadığını, böylesine uzun bir ömürde ne başardığını, sen kendin ne kaybettiğini anlamazken, birçoklarının senin yaşamından ne kadar çok çaldığını, yersiz kederin, aptalca mutluluğun, açgözlü şehvetin, dalkavukça ilişkinin yaşamından ne kadar çaldığını, sende sana ait ne kadar az şey kaldığını yeniden düşün, göreceksin ki vaktinden önce ölüyorsun.” 2025’te okuduklarıma ve altını çizdiklerime bakarken beni en çok etkileyen alıntı bu olmuş. Senaca’nın MS 49’da kaleme aldığı “Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine” adlı eseri insanın her çağda kendini aradığı, aradığı her duygunun adını “mutluluk” koyması çağlar öncesinden her birimize ders verir nitelikte. Her kitabı okumanın zamanı olduğunu düşündüğüm gibi bu kitap da tam okumam gereken anda elimdeydi. Her şeyin değerinin ve anlamının çabucak kaybolduğu bu yerde, hâlâ aradığı şeyi bulma umudu olan ufacık bir kesimiz. Aradığım her şey; yeni başladığım kitapta, yeni yılda, anlattığım derste, sevdiğim bir şehrin sokağında biliyorum. Hayat tam da bunun için yaşanır. Bu yılı yaşanır kılan, umudumu tazeleyen diğer kitaplara bakalım.

Biraz gerçekçi bir girişin ardından her yıl okumaktan keyif aldığım yazarların eserlerini okumaya bu yıl da özen gösterdim. Türk edebiyatı açısından verimli bir yıl olduğunu söyleyebilirim. Yeni baskıların yanı sıra yayınevi değiştiren eserleri yeniden incelemek, uzun yıllar baskısı olmayan kitapları hangi yayınevi, neden basmış gibi takıntılarımın peşinden gittiğim bir yıl daha. Örneğin, İthaki yayınlarından okuduğum Güzide Sabri’nin “Nedret” romanı. Tam Yeşilçam tadında bir klasikti. Buna ek olarak Nüzhet Gerçek’in “Canvermezler Tekkesi” edebiyatımızın ilk gotik roman denemesi sayılabilir. Korku psikolojisi ve olay hikayeciliğinin hoş bir örneği. Eseri bu kadar geç fark etmem ve hakkında çok az konuşulması da yine bizim edebiyatımızı öteleyişimizin bir sonucu.

Son yıllarda Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden ve bana ana dil de okumanın keyfini yaşatan Hikmet Hükümenoğlu bu yıl da okumaktan en keyif aldığım yazar oldu. Yazarı, Harika Bir Hayat ve Kar Kuyusu romanlarıyla tanımıştım. Bu sene, Körburun romanı her detayıyla en sevdiklerimden oldu. Hayali bir ada, 1950-1990 arası üç kuşak, yaşanan olaylarla gerçeğe bürünüyor. Bir ada halkının siyasi olaylar sonucu değişimi, hayal kırıklıkları ve duygu değişimleriyle tam bir Cumhuriyet romanı. Yazarın eserlerini Can yayınlarından okumuştum fakat son romanından sonra tüm haklarıyla ve yeni basımıyla İthaki yayınlarına geçti.( Evet, kapak ve baskılarıyla bu değişimin yerinde olduğunu söyleyebilirim.)

2025’in başlarında lise hayatımdan bu yana edebiyat, deneme ve öykü denilince ilk aklıma gelen isim; Selim İleri’yi yitirdik. Öyle ki bu yıl anlattığım çoğu derste öykülerinden bahsederken öğrencilerime “Yazarımızı bu yıl kaybettik.” demek, benim için oldukça güçtü. Selim İleri’nin “İlk Gençlik Çağına Öyküler” eseri aslında onu “Selim İleri” yapan Türk hikâyecilerinin en özel hikayelerini bir araya getirdiği bir öykü antolojisi. Eser iki cilt hâlinde. Her hikayede yazarların küçük anektodlarını okuyorsunuz, Selim İleri görüşüyle. Sonra fark ediyorsunuz, edebiyatımızın zenginliğini ve aynı öykülerin sizlerin de gençliğinize nasıl dokunduğunu.

Ve Türk edebiyatının bir diğer güçlü kalemi Ayfer Tunç. Türk edebiyatı adına büyük bir başarı bıraktı 2025’e. Aziz Bey Hadisesi kitabı, bir çoğumuzun onu tanıdığı, kısa novellası. Aziz Bey Hadisesi adlı eser Fransızcaya çevrilen versiyonu La Passagère des Neiges ile 2025 Fransa–Türkiye Fernand Rouillon Edebiyat Ödülü’nü kazandı.

Umudumuzun, mutluluğumuzun herhangi bir kalıba ve arayışa sığdırılmadan bizimle olduğu ve her şeye rağmen okumanın, bireyin, toplumun değerinin bilindiği bir yıl olması dileğiyle.

Yeni yılınız bütün yılların en iyisi olsun.