Kurtuluş Savaşı’ndan Kalan Siperler Hâlâ Ayakta
Türkiye’de Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyan önemli noktalardan biri de Eskişehir’in Çifteler ilçesine bağlı Belpınar Mahallesi. Mahalle sakinlerinin aktardığı bilgilere göre, bölgede Sakarya Meydan Muharebesi sürecinde kazılmış mevziler bulunuyor. Yunan ordusunun köye kadar ilerlediği, ancak Türk ordusunun Polatlı hattına çekilmesinin ardından çatışmaların bu bölgede son bulduğu ifade ediliyor.
Dağı çevreleyen taş siperlerin yıllar içinde aşınarak kısmen kapandığı, ancak izlerinin hâlâ net şekilde görülebildiği belirtiliyor.
Vakıf Arazisi ve Sit Alanı Kısıtlaması
Mahalle sakinleri, Belpınar’ın büyük bölümünün Osmanlı döneminden kalma vakıf arazisi olduğunu ve bu nedenle yapılaşmanın oldukça zor olduğunu dile getiriyor. Tarım yapılan araziler için dahi vakıf bedeli ödendiği ifade edilirken, Kurtuluş Savaşı’ndan kalan siperler sebebiyle mezarlık ve çevresinin sit alanı ilan edildiği belirtiliyor.
Bu durumun, mezarlıkta en basit düzenlemelerin bile yapılmasını engellediği öne sürülüyor.
“Mezarlığımıza Çeşme Bile Yapamıyoruz”
Belpınar Mahallesi sakinlerinden Celalettin Özer, yaşanan sorunu şu sözlerle anlattı:
“Büyüklerimizden dinlediğimize göre, buradaki taş siperler aslında bir insan boyundan daha derindi. Zamanla dolmuş ve kapanmış. Köyümüzün çevresi, özellikle mezarlığımız sit alanı içinde kaldığı için mezarlığa su hattı bile çekemiyoruz. İhtiyacımız olduğunda çevredeki çeşmeleri kullanıyoruz.”
Mezarlık Doldu, Yeni Alan Onaylanmadı
Mevcut mezarlığın dolmak üzere olduğunu vurgulayan Özer, çözüm arayışlarının da sonuçsuz kaldığını belirtti:
“Mezarlığın arka tarafında tel örgülerle yeni bir defin alanı hazırladık. Ancak burası da sit alanı gerekçesiyle kabul edilmedi. Mezarlık tamamen dolduğunda ölülerimizi nereye gömeceğimizi bilmiyoruz.”
Kışın 12 Hane, Yazın 50 Haneye Çıkıyor
Mahallenin nüfus yapısına da değinen Özer, kış aylarında Belpınar’da yaklaşık 12-13 hanenin yaşadığını, yaz aylarında ise bu sayının 40-50 haneye kadar çıktığını ifade etti.
Mahalle sakinleri, hem tarihi mirasın korunmasını hem de temel insani ihtiyaçlar için kalıcı bir çözüm üretilmesini beklediklerini dile getiriyor.