Ham Deriyi Sanata Dönüştürüyor
Halk Eğitim Merkezi’nde aldığı eğitimle deri sanatına adım atan Dilek Mutlu, bugün evindeki mütevazı atölyesinde üretim yapıyor. Hazır boyalı deri yerine “vaketa” adı verilen ham deriyi tercih eden Mutlu, deri yakma, kabartma ve renklendirme tekniklerini ustalıkla uyguluyor. Çanta, cüzdan, kartlık, laptop çantası ve gözlük kılıfı gibi birçok ürünü tamamen el emeğiyle hazırlıyor.
“Asla Makine Kullanmıyorum”
Deri sanatının sabır ve titizlik gerektirdiğini vurgulayan Mutlu, üretim sürecini şu sözlerle anlatıyor:
“Bu işi büyük bir aşkla yapıyorum. Daha bir ürünü bitirmeden zihnimde yenisinin tasarımını kuruyorum. Ham deriyi alıp boyamak, desen çıkarmak benim için en keyifli aşama. Dikişlerimde asla makine kullanmıyorum; her ürünü elde, iki iğneyle ve tek tek delerek dikiyorum. Küçücük bir kartlık bile onlarca parçanın milim şaşmadan bir araya gelmesiyle ortaya çıkıyor.”
“Marka Takıntısı El Emeğini Gölgeliyor”
Tüketim alışkanlıklarının el emeği üreticileri zorladığını dile getiren Dilek Mutlu, seri üretim ve marka takıntısının el sanatlarının değerini düşürdüğünü ifade etti.
“Ürünlerimizin fiyatı verilen emeğe göre çok makul. Ancak insanlar genellikle bilindik markalara yöneliyor. Eskişehir bir öğrenci şehri olduğu için daha çok kartlık gibi küçük ürünler tercih ediliyor. Biz de her yaşa ve bütçeye hitap edecek tasarımlar üretmeye çalışıyoruz. Boyasından cilasına kadar her aşaması bana ait olan bu ürünler aslında birer sanat eseri.”
“Sanatın Diploması El Becerisidir”
Usta öğreticilik konusunda karşılaştığı bürokratik engellere de değinen Mutlu, lise diploması şartının el sanatlarında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Derinin her türünü işleyebilecek bilgi ve tecrübeye sahibim ama lise diplomam olmadığı için usta öğretici olamıyorum. Oysa sanatın gerçek diploması kağıt değil, elin becerisidir. El sanatlarında kişinin ustalığına ve ürettiği işin kalitesine bakılmalı.”