Gazetecilere Hapis Cezası Yağdı
Nisan ayı, medya mensupları için adliye koridorlarında geçen zorlu bir dönem oldu. Gazeteciler sadece 30 gün içerisinde tam 75 kez hakim karşısına çıktı. Özellikle kamuoyunda "sansür yasası" olarak bilinen ve Türk Ceza Kanunu’na eklenen "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" maddesi (TCK 217/A), gazetecileri susturmanın temel aracı haline geldi.
Bu kapsamda; Mehmet Yetim tutuklanırken, aralarında Timur Soykan, Barış Pehlivan, Murat Ağırel ve Tolga Şardan’ın da bulunduğu pek çok saygın isim hapis cezalarına çarptırıldı. Dikkat çeken bir diğer karar ise gazeteci Hazal Ocak hakkında verildi; Ocak, yargılandığı davadan beraat etmesine rağmen tazminat ödemeye mahkum edildi.
Sansür Yasasının Kaldırılması İçin Meclis’e Teklif
Utku Çakırözer, basın özgürlüğünün önündeki en büyük engel olarak gördüğü TCK 217/A maddesinin kaldırılması için TBMM’ye kanun teklifi sundu. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022'den bu yana 83 gazeteciye 114 kez bu suçlamanın yöneltildiğini belirten Çakırözer, şu ifadeleri kullandı:
"2022 yılında 'gazetecileri etkilemeyecek' denilerek geçen bu yasa, bugün tutuklamaların temel gerekçesi oldu. Basın özgürlüğü olmadan demokrasi, demokrasi olmadan da özgür basın var olamaz. Bu sansür düzenlemesinin kaldırılması için mücadelemizi sürdüreceğiz."
Kanallar ve Haberler Kıskaç Altında
Raporda sadece bireysel yargılamalar değil, medya kuruluşlarına yönelik baskılar da yer aldı. TELE 1 kanalının TMSF tarafından satışa çıkarılması ve Halk TV ile SZC TV’ye verilen RTÜK cezaları, medyadaki ekonomik baskının boyutunu gösterdi. Ayrıca, 1 Mayıs kutlamaları sırasında bazı gazetelerin alanlara girişinin yasaklanması ve büro baskınları da nisan ayının kara tablosuna eklendi.
Dijital Sansür: AKP Hakkındaki İddialara Erişim Engeli
Erişim engellemeleri nisan ayında da hız kesmedi. Özellikle iktidar temsilcileriyle ilgili yolsuzluk, usulsüzlük ve dolandırıcılık iddialarını içeren haber içerikleri jet hızıyla karartıldı. Et ithalatındaki şaibelerden, vakıf arazilerinin düşük bedelle kiralanmasına kadar pek çok kritik haber, halkın bilgi alma hakkı engellenerek erişime kapatıldı.
Türkiye’nin basın özgürlüğü mücadelesinde 2026 yılı, ifade hürriyetinin en çok tartışıldığı ve yargı baskısının zirve yaptığı yıllardan biri olarak kayıtlara geçmeye devam ediyor.