"AYM kararına rağmen keyfi cezalar geri getirilmek isteniyor"
TBMM Genel Kurulu'nda söz alan gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer, geçmiş yıllarda resmi ilan kesme cezalarının çok büyük bir kısmının sadece muhalif gazetelere kesildiğini hatırlattı. Yüksek mahkemenin bu uygulamaya "dur" dediğini belirten Çakırözer, şu uyarıda bulundu: "Anayasa Mahkemesi bu giyotine 'Dur!' diyerek yapılanların basın özgürlüğünün sistematik bir ihlali olduğunu açıkça belirtti. Ancak şimdi yeniden resen ceza yetkisi isteniyor. Bu yetkiyle gazetelere yine keyfi cezalar yağdırmaya kalkışırsanız Anayasa'ya aykırı hareket etmiş ve suç işlemiş olursunuz."
İnternet medyasının geleceği BİK Genel Kurulu'na bırakılıyor
Yeni yasal düzenlemeyle birlikte sadece basılı gazeteler değil, internet haber siteleri de sıkı bir kıskaca alınıyor. Teklife göre, internet sitelerinin barındırması gereken asgari haber sayısı, içerik türleri, personel kadrosu ve okur trafiği gibi tüm temel kriterler doğrudan Basın İlan Kurumu Genel Kurulu tarafından belirlenecek. Muhalefet, bu durumun dijital gazeteciliği "tıklama odaklı" bir tekdüzeliğe mahkum edeceğini savunuyor.
"Anadolu basını can çekişirken dijital telif yasası neden yok?"
Gazetelerin ve dijital medyanın en büyük sorununun küresel platformlar tarafından içeriklerinin ücretsiz olarak kullanılması olduğunu ifade eden Çakırözer, yasada dijital telif hakkının yer almamasını eleştirdi. Dünyanın pek çok ülkesinde yerel yayıncıları korumak adına telif yasalarının çıkarıldığını hatırlatan milletvekili, iktidarın basını desteklemek yerine sadece sansür ve ceza mekanizmalarına odaklandığını dile getirdi.
"Kurumlar denetlenmeyen bir kara kutuya dönüştü"
Basın İlan Kurumu’nun İletişim Başkanlığı’na bağlanmasının ardından keyfi bir yönetim anlayışının hakim olduğunu iddia eden Çakırözer, yerel basının hayatta kalmak için birleşmeye ya da kapanmaya zorlandığını söyledi. Sınırlı kaynakların usulsüz harcandığını ve kurumun Sayıştay tarafından etkin şekilde denetlenemediğini öne süren Çakırözer, liyakat ve şeffaflık temelinde, gazetecileri cezalandıran değil özgürce yaşatan demokratik bir düzeni kuracaklarını ifade ederek sözlerini tamamladı.