Onay arayışı, psikoloji literatüründe farklı bakış açılarıyla ele alınmıştır. Hümanistik psikologlara göre her insanın özünde koşulsuz kabul görme ihtiyacı vardır. Bunun yanı sıra Şema Terapiye göre çocuklukta karşılanmayan temel ihtiyaçlar ilerleyen süreçte uyumsuz şemalar yaratabilir. Eskişehir psikolog çalışmalarında başvurulan Bilişsel Davranışçı Terapi ise bu ihtiyacı, zihindeki katı kurallar ve çarpıtılmış düşünceler üzerinden ele alır.
Onaylanmak Neden İyi Hissettirir?
Onaylanmanın, hoş bir duygu olmanın ötesinde insan zihninde ve bedeninde zincirleme bir reaksiyon başlattığı öne sürülür. Bir kişi, başka biri tarafından onaylandığında birçok mekanizma aynı anda devreye girer. Bunun ilk adımı ise övgünün, takdirin veya haklı bulunmanın beyinde bir ödül olarak algılanmasıdır.
Beyindeki ödül merkezi tetiklendiğinde yoğun bir dopamin salgılanır. Dopamin, anlık neşe, heyecan ve başardım hissi verir. Bununla birlikte onaylanma anında oksitosin ve serotonin hormonları da yükselir. Bunun sonucunda ise fiziksel bir rahatlama meydana gelir.
Onaylanma İhtiyacı Nereden Gelir?
Onaylanma ihtiyacının evrimsel ve biyolojik kökenleri olduğu öne sürülür. Bu kapsamda ilkel çağlarda bir kabilede dışlanmak ve doğada tek başına kalmak, insanın zarara uğrayabileceği anlamına gelirdi. Bu yüzden beyin, grubun onayını almayı ve kabul görmeyi hayatta kalma meselesi olarak kodlamıştır. Onay almak, beyindeki alarm merkezi olan amigdalayı yatıştırarak içsel olarak hissedilen yalnız kalma ve av olma korkusunu dindirir.
Onaylanma İhtiyacının Temelinde Ne Yatabilir?
Onay arayışının zeminini oluşturan farklı faktörlerden bahsedilmesi mümkündür. Psikolojik açıdan onay arayışı, farklı yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmıştır. Bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:
Aynalama: Psikoloji literatüründe aynalama olarak adlandırılan yaklaşıma göre bir bebeğin ve çocuğun kendilik algısını oluşturabilmesi için ebeveynlerinin gözünde kendini görmesi gerekir. Bu kapsamda ebeveynler, çocuğun duygularını görmezden gelirse, küçümserse ve yok sayarsa çocuk, duygularının varlığının gerçekliğini saptayamaz. Yetişkinlikte ise var olduğunu ve doğru yolda olduğunu hissetmek için onaylanmayı bekleyebilir.
Şema Terapi: Eskişehir klinik psikolog çalışmalarında da benimsenen Şema Terapiye göre kendi içsel doğrularını geliştiremeyen çocuklarda, ilerleyen yaşlarda yetersizlik şemaları görülebilir. Söz konusu durum ise kişinin kendi değerini başkalarının tepkilerine endekslemesine zemin hazırlayabilir.
Bağlanma Teorisi: John Bowlby'nin Bağlanma Teorisi, çocuklukta bakım veren kişinin istikrarsız ve tutarsız olması halinde kişide kaygılı bağlanma stilinin ortaya çıkabileceğini öne sürer. Kaygılı bağlanan kişi, karşı tarafın kendisini terk edebileceği, sevmeyeceği veya onaylamayacağı korkusu taşıyabilir. Bu durum da güvende kalabilmek ve ilişkiyi devam ettirebilmek için onay arayışı içerisine girilmesine sebebiyet verebilir.
Onaylanma İhtiyacına Yönelik Psikolojik Yaklaşımlar
Psikoterapide onaylanma ihtiyacı, kişinin yaşam kalitesini kısıtlayan kronik bir davranış kalıbı olarak ele alınır. Bu noktada benimsenen terapi yaklaşımlarının temel amacı, bireyin dışarıya bağımlı olan öz değer mekanizmasını yeniden kendi içine taşımasını sağlayabilmektir. Eskişehir psikolog görüşmelerini de şekillendiren psikoterapi ekollerinden bazıları aşağıdaki gibidir:
-
Şema Terapi: Onay arayışının çocukluktaki kökenlerine inen ekol, kişinin çocukken geliştirdiği kökleşmiş uyumsuz şemaları hedefler.
-
Bilişsel Davranışçı Terapi: BDT, onaylanma ihtiyacını zihindeki katı kurallar ve otomatik düşünceler üzerinden ele alır.
-
Şefkat Odaklı Terapi: Kişinin kendi hatalarına, eksikliklerine ve başarısızlıklarına karşı öz şefkat geliştirmesini hedefler.
Kabul ve Kararlılık Terapisi ise onaylanmama korkusunun yarattığı kaygıyı yok etmeye çalışmak yerine o kaygı ile kurulan ilişkiyi değiştirmeyi amaçlayan bir diğer yaklaşımdır.
Yasal Bilgilendirme: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Metinde yer alan bilgiler herhangi bir durum için değerlendirme, yönlendirme, tavsiye, tanı ve tedavi niteliği taşımaz.





