Eskişehirspor'umuzun İzmir deplasmanında aldığı 4-1'lik galibiyet puan ve skor anlamında güzel ama oyun açısından sıkıntıları görmezden gelmememiz gerekiyor.
Öncelikle Eskişehir Haber26'dan yeniden herkese merhaba.
Bu köşenin ve bu mecranın bende yeri her zaman ayrı. Bunu bilenler bilir. Yeniden burada olmak çocukluğuma dönmek gibi hissettirdi.
Gelelim Eskişehirspor'a...
Geçtiğimiz hafta alınan son dakika beraberliği sonrası ve hatta Etimesgut maçı öncesi ben Hakan Şapçı'nın oyun olarak Eskişehirspor'a yakışan futbolu artık oynatamadığını ve bu ilişkinin artık sona ermesi gerektiğini söyledim. Bu sözlerimin de arkasındayım ancak; Hakan Hocaya yönetimin güvenmeye devam etmesini ve hocaya şans tanımasını yadırgamıyorum.
Çünkü geçen sezondan gelen bir birliktelik var. Bu takımı yaratan da Hakan Şapçı ve henüz kaybedilen bir umut yok. Liderle aramızda 3 puan fark var sadece.
Benim eleştiri noktam oyunun yetersizliği üzerine oldu her zaman. Eldeki kadrodan istenen verimi alamadığımız ortada. Bunu hafta sonu oynan Altay maçında da gördük.
Altay maçının ilk devresi açıkçası kabus gibiydi. 1-0 geride kapattığımız devrede etkili bir oyun ortaya koyamadık ve Altay'ın attığı gole de reaksiyon veremedik. 26. dakikada gelen gol sonrası yaklaşık 20 dakikalık bir süre olmasına karşın ben Es Es'ten beklenen reaksiyonu alamadım. Haydi, devreye kadar sabrettik diyelim. İkinci yarıya başladığımızda da biraz kıpırtı olmasına karşın en net pozisyonumuz 52. dakikada Tayfun'un vuruşuyla geldi. O şutu Tayfun gibi bir yeteneğin gol yapması gerekirdi bu da ayrı bir konu.
66'da penaltı kararı gelmese yine oyun sıkışmaya doğru ilerliyordu. Eskişehirspor'umuz Altay'ın üzerine gitmeye çalışıyordu ancak; üretimde oldukça kısır kalıyorduk. Maçı izleyen birçok kişi benimle aynı görüştedir diye düşünüyorum.
Neyse ki penaltıyı Beykan gole çevirdi. Ardın da yeni gizli silahımız Atalay Yıldırım'ın hat-trick'i ile 3 puanı 4 golle aldık.
Fakat sonuç ve skor bizi bu maç özelinde yanıltır. Altay gibi kırılgan bir takıma karşı 60 dakika üretmekte zorlanmak oyun anlamında ileriye giden bir görüntümüz olmadığına işaret. Daha diri, daha nitelikli oyunculardan kurulan ve kapanan takımlara karşı bu oyunla hiçbir şey üretmemiz mümkün olmaz.
Bazıları Altay'ın 3 maçtır kaybetmediğini söyleyebilir. Altay yenilmedi evet ama bize göre nispeten zayıf takımlarla oynadılar. Altay camiasına saygım sonsuz bunu bir kenara bırakırsak, bu Altay'a karşı bizim oyunu çözmekte zorlanmamız söz konusu bile olmamalı. Altay gençlerle dirençli bir takım kurmaya çalışmış. Altay ülke futbolunun önemli değerlerinden biri. Fakat Altay şu an sahipsiz ve çok ciddi maddi sıkıntılar çekiyor. Bu nedenle de kadrosunun gücü belli.
Altay'a karşı 4 gol bulduk diye "Eskişehirspor İzmir'de farka koştu." gibi manşetlere aldanmayalım. Genç, kırılgan takımların skor dezavantajına düştükten sonra çabucak dağıldığını biliyoruz. Bu tecrübeleri biz de acı şekilde çokça edindik.
Velhasıl kelam Eskişehirspor'umuzun oyunu halen S.O.S veriyor. Hakan Şapçı ve öğrencilerinin önünde çok önemli ve belirleyici bir maç var.
İç sahada Bursa Yıldırım karşılaşması oldukça kritik. Hem skor hem de oyun anlamında çok ciddi bir sınav vereceğiz.
Bu maçta defolarımız çok daha belirgin gözükebilir, bu nedenle kısa sürede ne kadar toparlanabilirsek toparlanmalıyız. Şampiyon olmak için çok daha güçlü ve akıcı bir oyuna ihtiyacımız var. Oyunumuz düzelene kadar ısrarla bu konuyu konuşmaya devam edeceğim.
Altay maçındaki olumlu taraflar ise; her şeye rağmen kazanabilmemiz, 3 puanı cebimize koymamız ve liderle aramızdaki farkın 3'te kalmasını sağlamamız oldu.
Eskişehirspor'umuzu tebrik ediyor, Bursa Yıldırımspor maçında yürekten başarılar diliyorum.
Herkese keyifli okumalar, sevgiyle kalın...